BÜTÜN KONULAR
Üyelik Girişi
Site Haritası
Seminer Takvimi
YALNIZLIK ÜLKESİ

İletişim, Dil ve Konuşma Gelişimi

İnsan sosyal bir varlık olduğu için doğumdan itibaren çevresiyle iletişim ve etkileşim içine girmeye başlar. Böylece bu iletişim ve etkileşim süreci yaşam boyu devam eder, çevreden etkilenir ve çevreyi etkilemeye başlar. Diğerlerini gözler, dinler, taklit eder, yazdıklarını okur ve onların yaptıklarını öğrenerek alıcı olur. Diğerleriyle konuşur, onlara fikirlerini, deneyimlerimi aktarır ve bildiklerini göstererek, yazarak verici olur.

Çocuk büyüdükçe iletişim becerisini sözcüklerle zenginleştirmeye başlar. Önce tek sözcüklerle, sonra birçok sözcüğü bir arada kullanarak iletişimini sürdürür. Konuşma becerisi kazanmayan çocukların birçoğu, belli bir döneme kadar isteklerini bağırarak, ağlayarak ve tepinerek belirtirler, daha sonra bir şey istedikleri zaman büyük birinin elinden tutarak veya el-kol hareketleriyle anlatma becerisi geliştirebilirler. Örneğin, kapının açılmasını istediği zaman, yanında bulunan birinin elinden tutarak kapıya doğru götürür ve elini kapının koluna doğru uzatır.

İletişim için dil önemli bir araçtır. Ancak iletişim sadece dille sınırlı değil daha çok şeyi içerisinde barındırır. Bunlar şöyle sıralanabilir (Pieterse, Treloar, 1996):

Alıcı dil becerilerine sahip olma,

İletişim ortağını (veya ortaklarını) dinleme yeteneğinin gelişmiş olması,

Sorulan soruları yanıtlama,

İletişim sürecinde sıra alma.

İletişim oldukça geniş ve farklı tanımlara sahip bir kavramdır. Neredeyse her düşünür, kendince bir anlam yükleyerek iletişim kavramını tanımlamıştır. Bazıları çok sınırlı tanımlarken bazıların da olabildiğince geniş bir tanım kullanmıştır. İletişimi karşılıklı konuşma olarak tanımlayan olduğu gibi beden duruşunu, kıyafetleri, sembolleri iletişimin bir parçası olarak görüp tanımlayanlar da vardır.

Dil ve iletişim kavramları birbirleriyle ilişkili olmakla birlikte eş anlamlı değildir. Dil işaretlerden oluşur ve bu işaretlerle bir kişi, başkalarına bilgi iletebilir. İletişim ise bir organizmanın ürettiği, başka organizmalar için anlamlı olan ve böylelikle onların davranışlarını etkileyen sinyallerden oluşur. Ses tonu, ahenk, vurgu iletişim etkiler (Aral, 2001).

Dil, insanların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan temel araçtır. Sesler, sözcükler ve semboller dili oluşturan unsurlardır. İnsanlar duygu ve düşüncelerini dil aracılığıyla aktarırlar. Dil, bireyin kendini ifade etmesinin en kolay aracıdır. Bilgi birikimi, inançlar ve kültürel değerler genel olarak dille bir sonraki nesillere aktarılır. Günlük yaşam akışında insanlar birbirleriyle dil aracılığıyla anlaşırlar.

Dil gelişimi, çocuğun bilişsel gelişimini de destekler. Erken konuşan çocukların zekâ gelişiminin normal veya normalin üstünde olduğu kabul edilir. Çünkü dil gelişimi ile zihinsel gelişim arasında doğru bir orantı vardır. Özellikle iki yaşından sonra zeka ile dil gelişimi arasında önemli bir ilişki söz konusudur. Zeki çocuklara diğer çocuklara göre daha erken konuşmakta ve dile olan hakimiyetleri daha iyi olmaktadır.

Ses, sözcük ve sembollerin edinilmesi ve dilin yapısına uygun olarak kullanılması dil gelişimi olarak kabul edilir (Aral ve ark, 2001). Dil gelişimi oldukça karmaşık bir süreç izler. Çocuklar iki yaşına kadar ortalama 270 kelime kullanabilmektedirler. İlk anlamlı sözcükleri bir yaş civarında görülmektedir. Çocukların bu dönemde tek sözcükle başlayan konuşma dili, 4-5 yaşına geldiklerinde normal dili kullanabilmektedirler. Böylece karmaşık olan dilin gramer yapısını da kazanmış olurlar (Aydın, 2010)

Anadil öğreniminde taklit yeteneğinin önemli bir etken olduğu düşünülür. Ancak dilin bütünüyle anlaşması ve kullanılması taklitle yeterli görülmemektedir (Aydın, 2010). Kimi uzmana göre konuşma dilini oluşumu daha anne karnındayken başlar, doğumla birlikte bu süreç hızlanır. Çocuğun dili iletişim aracı olarak kullanması için dili oluşturan unsurları öğrenmesi ve bunları nerede, ne zaman ve nasıl kullanması gerektiğini bilmesi gerekir.

Uzun süren hastalıklar, hem bilişsel gelişimi olumsuz etkilemekte, hem de çocuğun sosyal ilişkilerini sınırlandırarak diğer insanlarla daha az konuşmasına sebep olmakta, bu da çocuğun dil gelişimini geciktirmektedir. Dil gelişimini etkileyen temel unsurlardan biri de çevresel uyaranların çokluğudur. Çevresel uyaranların az olduğu ortamlarda büyüyen çocukların dil gelişimi olumsuz etkilenir. Ebeveynin çocuğuyla doğrudan ilgilenmesi, onunla oyunlar oynaması ve konuşması, çocuğun daha düzgün konuşmasını sağlamaktadır.

Dilin olağan gelişimi bilişsel olgunlaşmanın en temel göstergesidir. Dil becerileri olgunlaşma ile artar, karmaşıklaşır; ancak bu gelişim var olan temel yapı çerçevesinde oluşur (Sucuoğlu, 2009). Çocuk büyüdükçe ve geliştikçe, gelişim düzeyine uygun dil (ve iletişim) becerileri kazanır ve bunu iletişim sürecine yansıtır. Yaşamın ilk yılında, çeşitli sesler çıkararak ve beden dilini kullanarak iletişim kurar. Bu iletişim türü, konuşma öncesi iletişim olarak ifade edilir. Çocuğun bir şey isterken, onu işaret etmesi, birinin elini kullanması, istemediği bir şey verildiğinde, çeşitli seslerle birlikte başını geriye doğru sallaması veya eliyle itmesi, ismine tepki vermesi, konuşma öncesi iletişimin birer örnekleridir. Ayrıca bebeğin doğumdan itibaren nefes alması, ağlaması, sızlanması, çeşitli dil ve dudak hareketleri yapması ve meme emmesi konuşma için doğal olarak gelişen bir ön hazırlıktır. Oral evrede eline geçirdiği nesneleri ağzına götürmesi, diş çıkarma döneminde ısırma ve çiğneme gereksinimi duyması da konuşma öncesi gerekli birer egzersiz niteliğindir (Yavuzer, 200).

 

Normal Konuşma Gelişim Süreci

Konuşma gelişimi, birbirini takip eden dönemlerde gerçekleşir. Bütün çocuklar aynı dönemlerden geçerek konuşmayı öğrenirler; bu dönemleri bazı çocuklar hızlı geçerken bazıları daha ağır geçerler. Örneğin bütün çocuklar konuşma öncesi sesleri çıkarırlar.

Doğumla birlikte bütün bebekler bağırırlar (ağlarlar). Yaşamın ilk yılında konuşmaya hazırlık niteliğinde olan sesler, yani konuşmanın temeli olan sözel dil öncesi sesler görülür. Bu dönemde çocukla çevresindekilerle iletişim kurarken bu sesleri kullanır. Çocuklarda ilk anlamı sözcükler bir yaşın bitiminde ortaya çıkar. Daha sonra tek kelimeler giderek çoğalır ve bu kelimeler cümleye dönüşür. Otistik çocukların konuşma gelişimlerinin karşılaştırılması ve değerlendirilmesi için aşağıda normal konuşma gelişim aşamaları özetle verilecektir.

1. Vokalizasyon (Ağlama-Gığıldama) Dönemi (0-3 aylar)

İlk iki ay sadece ağlama görülür.

İnsan yüzüne bakar ve göz teması kurar.

Herhangi bir sese hareket ederek tepkide bulunur.

Yanında konuşan birinin yüzüne bakmak için ona doğru döner.

Kendisiyle konuşan bireyle göz kontağı kurar.

Bir varlıktan diğerine bakarak, çevrisindeki varlıklara dikkatini yöneltir.

İnsanların hareketlerini izler.

Keyifli olduğunda çeşitli sesler çıkarır. Rahatsız olduğunda ağlar.

Annesinin sesine, sesle tepki verir.

İstediği bir ses (Örneğin annesinin bir başka odadan gelen sesi) duyduğunda sevinç belirtileri gösterir.

2. Mırıldanma (Cıvıldama) Dönemi (3-6 aylar)

Bu dönemde çocukların çevredeki sesleri taklit ettikleri düşünülür; çünkü işitme engelli çocuklarda bu sesler görülmemektedir.  P, m b vb. dudak sesleri görülür.

Önünden gelen sesin kaynağına dönüp bakar.

Yanından gelen sesin kaynağına dönüp bakar.

Arkasından gelen sesin kaynağına dönüp bakar.

Bir başka odadan gelen sese yönelir.

Konuşan kişinin yüzüne ve ağzına bakar.

Yetişkin birinin yakınında yaptığı davranışlarını dikkatle izler.

Rahatsız olduğunda bağırır.

Üç ve dördüncü aylar için agulama dönemi de denilir.

Bu evrede farklı ve garip sesler çıkar.

Beş ve altıncı aylarda badıldama dönemi başlar.

Bu evrede anlamsız heceler çıkarır (ba ba – ma ma).

3. Mırıldanmanın Tekrarı Dönemi (6-9 aylar)

Bu dönemde bebek, çevredeki seslere daha yakın sesler çıkarmaya başlar ve ses çeşidinde artış görülür. Sesler hecelere dönüşür ve heceler de tekrarlar halinde görülür.

Heceleme altıncı ayda da devam eder.

Sekiz ay civarında heceler art arda çıkar ve çoğalır (ma ma ma, ba ba ba vb).

Dokuzuncu ayda heceleri birleştirir.

Çevresindeki varlıklara uzun süre dikkatini yöneltir.

2-3 dakika boyunca resimli bir kitaba bakar.

3 metre uzağında hareket halindeki küçük bir topu izler.

Sesteki duygulara mimikleriyle tepki verir. (bağırmaya korkuyla, sevgi sözcüklerine sevinçle karşılık verir.)

Beden dilinin de eşlik ettiği (güle güle, hayır vb) yönergeleri anlayıp olumlu tepki verebilir.

Miyav, hav vb sesleri taklit edebilir.

Basit eylemleri taklit eder. Müzik eşlinde ritmik hareketler yapar.

4. Ses - Sözcük Dönemi  (9-12 aylar)

Normal konuşmadaki cümle biçimine benzer mırıldanmalar görülür. Cümlelere benzemektedir ancak ne dediği anlaşılmamaktadır.

Onuncu ayda “hayır”ın anlamını tama olarak bilir.

12. aya doğru söylenen birçok kelimeyi anlar.

Bir iki sözcüğü anlamlı kullanabilir.

6 metre uzağında tanıdığı birini ayırt eder.

İnsanlara ve nesnelere daha dikkatli ve daha uzun süre bakar.

Adını bilir ve söylendiğinde dönüp bakar.

Farklı ses kaynaklarından birine yönelip dinler.

Adı söylenen tanıdık nesnelere yönelip bakar.

Adı söylenen tanıdık kişilere yönelip bakar.

Birçok eylem ve isim bildiren kavramları bilir.

Basit sesleri ve bazı söz kalıplarını taklit eder.

5. Tek Sözcük Dönemi  (12-18 aylar)

Çocuk dil öncesi dönemden, dil dönemine geçiş yapmıştır. Bu dönemde ilk anlamlı sözcükler oluşmaya başlar. Bu sözcükler daha çok nesne adlarından oluşmaktadır. Sonra eylem belirten sözcükler oluşur. İlk aylarda kelime kazanımı hızlı değildir. Özellikle ilk 7-8 kelime çok uzun aralıklarla ortaya çıkar. Hızlı sözcük kazanımı ikinci yaşın başlarında görülür. Tek kelimeyle birçok anlamı kast etmektedir. Örneğin, mama diyerek acıktığını anlatmaya çalışır. Bu dönemde çocuğun alıcı dil becerileri ifade edilici dil becerilerine göre daha iyi gelişmiştir. Çocukların ilk sözcükleri bütün toplumlarda birbirlerine benzemektedir. 

Çocuklarda 12-18 aylarda iletişim, dil ve konuşma gelişimi maddeler halinde şöyle özetlenebilir:

12-15. aylar

Birçok sözcüğü anlamlı olarak kullanır; ancak gerçek sözcükler yerine daha sembolleri kullanır. Örneğin, su ver yerine “bu-bu”, araba yerine “düt”, yemek yerine “mama”, ayakkabı yerine “pepe” diyebilir.

Adı söylenen nesneyi göster denildiğinde gösterir.

İstendiğinde önündeki nesneyi verir.

El salla, el çırp gibi yönergelere uyar.

Bu dönemde konuşmaya hazır hale gelir.

15-18 aylar

Organlarının birçoğunu (burun, el, kol, ayak, saç vb) tanır, istendiğinde gösterir.

Çevresindeki nesnelerin birçoğunu tanır, istendiğinde gösterir.

Kendisine verilen nesneyi işlevine uygun kullanması istendiğinde kullanır.

Resimlerdeki nesneleri tanır ve 3-4 resim arasından istenilen resmi gösterir.

2 eylemden oluşan yönergeleri yerine getirir.

Söz dinler.

Tek kelime düzeyi başlar (baba, anne, mama, su, araba vb).

30’a yakın kelime kullanır.

6. İki Sözcük Dönemi (18-24 aylar)

Çocuklarda 18-24 aylarda iletişim, dil ve konuşma gelişimi maddeler halinde şöyle özetlenebilir:

İki kelimeli ifadeler başlar (anne su, baba gel, araba ver vb).

Bu dönemde sözcük dağarcığı hızlı bir gelişim içindedir.

Her gün yeni bir iki kelime öğrenir.

Kelime dağarcığında yaklaşık 100-270 arası kelime vardır.

Kısa öyküleri sonuna kadar dinler.

Kısa sorular sorabilir ve basit sorulara cevap verebilir.

Zamirleri kullanır (ben, sen, o vb).

7. Üç ve Daha Fazla Sözcük Dönemi (24-36 aylar)

İşlevi söylenen nesneleri gösterir.

Birçok hayvanı tanır, istendiğinde gösterir.

Büyük-küçük kavramı gelişmiştir.

Üstünde-altında kavramı gelişmiştir.

İçinde kavramı gelişmiştir.

Çoğul bildiren kelimeleri ayırt eder.

Sahiplik bildiren ekleri ayırt eder.10 dakikalık bir öyküyü dinler.

İki üç kelimelik kısa cümleler kurabilir.

İhtiyaç duyduğu bütün sözcükleri kullanır.

Kelime dağarcığı ortalama 500 kelimedir.

Soru sormayı, sıfatları ve zamirleri kullanmayı öğrenir.

8. Gramer Kurallarına uygun Konuşma Dönemi (36-48 aylar)

Üç-dört yaşındaki çocuk, 700 ila 1500 kelime kullanabilir.

Cümleleri daha düzgün ve gramere uygun olarak kurabilir.

Konuşmayı başlatır ve sürdürür.

Beş yaşına kadar gramerin ana kurallarını öğrenir.

Bütün söyledikleri anlaşılır.

Konuşmayı öğrenen çocuk durmadan konuşur.

Bu nedir? O nedir? Şu kim? diye devamlı soru sorar.

Cinsiyet kavramı gelişmiştir.

Hayvanları, yiyecekleri ve giyecekleri sınıflandırır.

Uzun-kısa kavramı gelişmiştir.

Sert-yumuşak kavramı gelişmiştir.

Açık-kapalı kavramı gelişmiştir.

Farklı kavramı gelişmiştir.

Mutlu, mutsuz, öfkeli olan yüz ifadelerini seçer.

Daha büyük-daha küçük kavramı gelişmiştir.

Ön-arka kavramı gelişmiştir.

Yakın-uzak kavramı gelişmiştir.

Zamirleri yerinde kullanır

Dinlediği öyküye ilişkin sorulara doğru yanıt verir.

 

Otistik Çocuklarda Dil, Konuşma ve İletişim Bozuklukları

Genel bir ifadeyle, duygu ve düşüncelerin karşılıklı aktarılma süreci iletişim olarak tanımlanabilir. Dil ve konuşmada herhangi bir sorun oluştuğu zaman iletişim süreci sağlıklı bir gelişim göstermeyebilir. Dil ve konuşma her ne kadar iletişimin birer unsuru kabul edilse de iletişim sürecinin en önemli parçalarıdır. Örneğin, alıcı dil becerileri gelişmeyen birey, kendisine söylenenleri anlayamayacağı gibi, duygu ve düşüncelerini de ifade edemez. Bu da onun, diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler geliştirmesini önler.

Otizmde görülen en önemli üç sorundan biri de iletişim bozukluğudur. Otistik çocuklarda görülen iletişim yetersizliği, diğer iletişim yetersizliklerden belirgin ve niteliksel bir biçimde farklılık gösterir.    Alıcı dil becerileri gelişen ancak ifade edici dil (konuşma) becerileri gelişmeyen birey, söylenenleri anlayabilir; ancak konuşamadığı için iletişimin diğer öğeleri olan jest ve mimiklerle kendini ifade edebilir. Bu durum otizmden etkilenmeyen bireyler için geçerlidir. Konuşma becerisi olmayan otistik çocuklar, beden dillerini normal gelişim gösteren çocuklar gibi sistematik olarak kullanamamaktadırlar. Konuşma becerisi olmayan çocuk beden diliyle isteklerini belirtebilir; fakat otistik çocuk bunu başaramamaktadır, sadece gördüğü ve ulaşamadığı bir nesneyi almak istediğinde yakınındaki bir yetişkinin elini tutup o nesneye doğru uzatarak, isteğini belirtmeye çalışır. Örneğin kapıyı açamadığı zaman, yanındaki kişinin elinden tutup kapıya doğru götürür ve onun elini kapı kolunun üstüne koyar. 

Özellikle zihinsel performansları çok düşük olan otistik çocuklar, tuvalet, su ve yemek gereksinimini hiçbir biçimde ifade edemez ve beden diliyle belirtemezler. Bazıları da isteklerini farklı biçimlerde belirttiği için, ifade ediş biçimi problem davranış olarak algılanmaktadır. Bazı çocuklarda alıcı dil becerileri olmasına rağmen ifade edici dil becerileri gelişmez. Bu çocuklarda ifade edici dilin olmayışı iletişim sorunlarına yol açmaktadır. Saldırganlık, öfke patlamaları vb birçok problemin temelinde iletişim yetersizliği bulunmaktadır.

Normal gelişim gösteren bireyler, yaşam için gerekli olan bütün bilgi ve becerileri iletişim aracılıyla edinerek bireysel bağımsızlığını elde ederler. İletişim sorunu yaşayan otistik bireyler, sosyal ve bağımsız yaşam becerilerini zamanında kazanamazlar. Bu nedenle birilerine bağımlılıkları devam eder.

İletişim becerilerinin öğretilmesi durumunda, sosyal uyum becerilerinde ciddi düzelmeler görülebilir. Sözel iletişim becerileri olmayan çocuklar için birçok alternatif iletişim teknikleri geliştirilmiştir. İşaret dili, resimli kartlar ve bilgisayar programları bunlardan birkaç tanedir. Bu yöntemlerin arasından yaygın olarak tercih edilen program, The Picture Exchange Communication System (PECS), yani Resim Değiş-Tokuşuna Dayalı İletişim Sistemidir. PECS, Andy Bondy ve Lori Frost tarafından 1994 yılında geliştirilen bir iletişim modelidir. İletişim yetersizliği olan bireylere iletişim ve konuşma becerilerini kazandırmak için, geleneksel iletişim modellerine alternatif olarak geliştirilmiştir (Bu sistemle ilgili geniş bilgi için, Otizmli Çocukları Birlikte Eğitelim” adlı kitaba bakabilirsiniz).

 

Dil, Konuşma ve İletişim Problemleri şöyle sıralanabilir:

•    Alıcı dil becerilerinde yetersizlik

•    İfade edici dil becerilerinde yetersizlik

•    Ekolali (Yankı) konuşma Biçimi

•    Kavramları öğrenmede güçlük

•    Soyut kavramları anlamada güçlük

•    Konuşma Bozuklukları

1. Alıcı dil becerilerinde yetersizlik

Otistik çocukların alıcı dil becerilerinin gelişim seyri çok farkı olabilmektedir. Kimi çocuk söylenen sözcüklerden hiçbir şey anlamazken, kimi çocuk çok sınırlı düzeyde sözcüğün anlamını bilir, kimi de söylenen her şeyi anlar. Fakat genelde otistik çocukların alıcı dil becerileri gelişmez ve konuşmaları anlamada zorluk çekerler. Zihinsel gelişim düzeyleri iyi olan otistiklerin alıcı dil becerileri çok iyi olabilmektedir.

Bazı otistik çocuklar, yaşam boyu sadece birkaç kelimenin anlamını öğrenir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte bazı otistiklerin kelime dağarcığı genişler; ancak istenilen düzeyde olmayabiliyor. Uzun ve dolaylı cümleleri anlayamazlar; kısa ve somut içerikli cümleleri daha iyi anlarlar.

Alıcı dil beceriler gelişmeyen ancak, konuşabilen otistik çocuklarda ekolali konuşma biçimi görülebilir. Alıcı dil becerileri öğretildikçe ekolali konuşmada da azalma olabilir. Alıcı dil becerileri gelişmeyen bazı çocuklar konuşmalardan rahatsız olabilmekte ve olumsuz tepki verebilmektedir.

Alıcı dil becerileri gelişmeyen, fakat konuşma becerisi olan bazı çocuklar, ihtiyaçlarını öğrendikleri kalıp ifadelerle belirtmektedirler. Örneğin, acıktığı zaman “Acıktım” diyeceğine “Acıktın mı?” diyerek bu gereksinimini ifade etmeye çalışır. Bu öğrenme, muhtemelen annenin çocuğa acıktın mı sorusundan sonra yemek vermesi sonucunda oluşmuştur. Çocuk, “Açıktın mı?” sorunu yemek isteme olarak algılamaktadır.

2. İfade edici dil becerilerinde yetersizlik

Otistik çocukların yaklaşık yarısında ifade edici dil becerileri görülmez. Geri kalan yarısında ise çeşitli düzeylerde konuşma görülür; ancak bir kısmı konuşmayı işlevsel olarak kullanabilme becerisine sahip olamamaktadır. Bir bölümünün konuşması sadece birkaç kelimeyle sınırlı kalmaktadır. Konuşma becerisine sahip olan otistik bireyler ise, konuşmalarını sosyal iletişim boyutunda kullanamamaktadırlar. Yani herhangi bir durum, olay karşısında görüş belirtmez ve sohbet amaçlı iletişim başlatmaz, başlatılan iletişimi de sürdüremezler. Genellikle ifade edici dil becerilerini sadece isteklerini belirtme de kullanırlar. Alıcı dil becerileri gelişmeyen ancak konuşabilen otistik çocuklar, çoğu zaman isteklerini tek kelimeyle bile ifade edememektedirler. Söylenen her sözcüğü tekrar edebilen, ismi söylenip gösterilmesi istenen nesneyi gösteren bazı çocuklar da isteklerini belirtmek için konuşmaz ve ismini söylemesi istenen bir nesnenin ismini söylemezler. Örneğin, “Burun de” diye yönerge verildiğinde “Burun” diyebilir ve burnunu göster denildiğinde gösterir; ancak burnu gösterilip “Bu nedir?” diye sorulduğunda tepkisiz kalabilmektedir. Bu çocuklar düzenli ve yoğun bir eğitim aldıklarında konuşmalarını kısmen de olsa işlevsel hale dönüştürebilmektedirler.

Alıcı ve ifade edici dil becerileri olan otistik çocuklar, uzun ve kurallı cümleler kuramazlar. Dili paylaşım amaçlı kullanmaz ve belli bir konu üzerinde fazla durmazlar. Konuşmalarında tonlama ve duygu görülmez, ses tonları normalden farklı ve sabit bir şiddette çıkar. Konuşmanın ritminde bir bozukluk olduğu hemen fark edilir. Kimi çocuk çok yavaş konuşurken, kimisi de çok hızlı konuşur. Karşılıklı konuşmalarda, konuşmanın kuralları otistik çocuk tarafından belirlenir. İstediği zaman ve istediği sorulara cevap verir; cevapları çok kısa olur, bazen de herhangi bir anlam içermeyebilir. Aynı soruyu belli aralıklarla tekrar tekrar sorabilir. Bu durum çoğu zaman aile bireylerinin sabrını taşırabilir ve çocuğa olumsuz geri bildirim olarak dönebilir.

Otistik çocukların 0-3 yaş arası dönemde dil ve konuşma gelişimleri şöyle özetlenebilir:

0–12. aylar arasında, otistik çocukların, yüzde 50’den fazlası konuşma öncesi hazırlığı olarak kabul edilen ses ve heceleri çıkarmazlar. Normal bebekler, bir yaşına doğru bir iki kelimeyi anlamlı kullanabilirken, otistik çocukların dörtte üçü bunu başaramaz.

12–24. aylar arasında, otistik çocukların yarısından fazlası üç dört kelime kullanabilir; fakat bu kelimeleri çoğu kez anlamı dışında kullanırlar. Yaklaşık yüzde 40’ında bu dönemde konuşma görülmez.

24–36. aylar arasında, ortalama yüzde 60 civarında çocuğun on, on beş kelime kullanabildikleri belirlenmiştir; fakat genellikle bu kelimeler iletişim amaçlı kullanılmaz. Karşılıklı konuşma hemen hemen hiçbirinde bulunmaz. Öğrenilen kelimeleri genelleyememe sorunu vardır. İki üç kelimeden oluşan cümleler kuramazlar. Otistik çocukların bir kısmının belli bir döneme kadar konuşup sonradan bu konuşmayı kaybettikleri görülmektedir.

Otistik çocuklar, okul öncesi dönemde düzenli, planlı ve yoğun bir eğitim aldıklarında alıcı ve ifade edici dil becerilerinde önemli bir ilerleme görülebilir. Çünkü dil ve konuşma becerilerinin kazanılması yaşla doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, konuşma becerisine sahip olmayan üç yaş civarındaki çocuklar konuşma eğitimine olumlu tepki verirken, beş yaşından büyük çocuklarda pek olumlu bir gelişme kaydedilmez. Beş yaşından önce konuşma becerisi kazanan çocukların konuşmaları daha sonraki yıllarda konuşma becerisi kazanan çocukların konuşmalarından daha akıcı ve düzenli olmaktadır.

3. Ekolali (Yankı) konuşma Biçimi

Ekolali, çocuğun duyduklarını aynı ses tonuyla tekrar etmesidir. Örneğin, “Adın ne?” diye sorulduğunda çocuk, “Adın ne? diye karşılık verir, “Nasılsın” denildiğinde, o da “Nasılsın” diye aynı cümleyi tekrarlar. Bu konuşma biçimine yankı konuşma veya papağan konuşması da denilmektedir.

Ekolali konuşma birçok otistik çocukta görülür. Özellikle alıcı dil becerileri yeterince gelişmeyen çocuklarda daha çok görülür. Yaşın ilerlemesi ve nitelikli eğitimle birlikte ekolali konuşmanın azaldığı görülür. Ekolali konuşma, normal gelişim gösteren çocuklarda da görülmektedir. Özellikle çevrelerindeki bireylerin konuşmasını taklit etmeleriyle başlar, üç yaşa doğru kaybolur; fakat otistik çocuklarda tam tersi bir durum söz konusudur, yani üç yaşından sonra ekolali konuşmada artış görülür.

Otisti çocuklarda “gecikmiş ekolali”ye de sık rastlanılır. Duydukları bazı konuşmaları günler, hatta yıllar sonra aynı ton ve ritimde olduğu gibi tekrarladıkları olur. Bu tür konuşmalara da ‘gecikmiş ekolali’ adı verilir. Kimi çocuk, iletişim amaçlı bir sözcük kullanmazken, yüzlerce şarkıyı ezbere bilir ve istediği an şarkıyı söyler. Bazen aynı şarkıyı defalarla tekrarlar veya bir şarkının sadece bazı bölümlerini tekrar eder. Bu tür davranışlar da gecikmiş ekolali konuşma olarak kabul edilir. Özellikle gecikmiş ekolali, anlamlı bir amaç taşımaz, daha çok çocuğun kendini uyarıcı niteliği ağır basar.

 

4. Kavramları Öğrenmede Güçlük

İletişim sürecinde kavramların yeri büyüktür. Neredeyse iletişimdeki sözel sembollerin tamamı kavramlardan oluşur. Kavramlar, varlık, olay ve olguların gruplamasını sağlayarak, insanların ayrıntılara girmemesini ve dünyayı daha kolay algılamasını ve tanımasını sağlar. Yaşam içinde yeni kavramları öğrenildikçe, bilgi ve öğrenme düzeyi de yükselir.

Çocuk, kavramları öğrendikçe hem konuşması işlerlik kazanır, hem iletişim becerileri gelişir, hem de çevresine olan duyarlılığı artar; böylece yaşama daha ayrıntılı bakmayı öğrenir ve sosyal uyum becerileri gelişir.

Kavramlar, çeşitli gruplardan oluşmaktadır. Örneğin, bir ad olan “elma” ile bir sıfat olan “büyük” birer kavramdır. Ancak bazı kavramların öğrenilmesi ve kullanılması yaşamın ilk yıllarında, konuşmaya paralel olarak gelişirken, bazı kavramlar daha geç öğrenilmektedir. Normal gelişim gösteren bir çocuk, ortalama bir buçuk yaşında elma, tabak, bardak gibi ad bildiren birçok kavramı tanırken, uzun–kısa gibi zıt kavramları 3 yaşından sonra öğrenebilmektedir. Bu öğrenme süreci eğitimle desteklendiğinde daha da kısalabilmektedir. Öğrenme yöntemi genellikle geleneksel yöntemlere dayanmaktadır.

Birçok otistik çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerileri geliştiği halde kavram gelişiminin geciktiği görülür. Gecikmenin düzeyi çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Kimi çocuk, sorulara kısa da olsa kurallı cümlelerle cevap verir ve ihtiyaçlarını sözle olarak ifade edebilir; ancak renkleri ve zıt kavramları bilmez. Kimi çocuk zamirleri yerinde kullanırken renkleri karıştırır. Kimi renkleri bilirken zıt kavramları karıştırır, kiminde de tam tersi bir durum görülebilir.

Otistik çocukların bir kısmı zamirleri yanlış kullanır veya hiç kullanamaz. Örneğin, “Ben acıktım” diyeceğine, “Sen acıktın” veya, “acıktı” der. Sanki üçüncü bir kişiden bahseder gibi konuşur. Örneğin, Susayan Mert “Su istiyorum” diyeceğine “Mert su istiyor” der. Kendisine sorulan soruda kullanılan zamiri, cevap verirken devam ettirir. Örneğin, “Ne istiyorsun?” diye sorulduğunda, “Top istiyorsun,” diye cevap verir.

Nadir de olsa birbiriyle ilişkili kavramları karıştırır. Örneğin, “Şekeri bardağa koy” diyeceğine, “Bardağı şekere koy” der. Birbirine yakın olan kavramları kullanırken yanlışlar yapar. Örneğin, çoraba “ayakkabı”, gömleğe “kazak”, çatala “kaşık” diyebilir. Sağ-sol, aşağı-yukarı, ön-arka, büyük-küçük vb konum ve karşıt kavramları anlamada zorluk çeker. Ayrıca gramer kurallarını pek kullanmaz ve gramerin yapı taşları niteliğinde olan edat, bağlaç, zamir ve ekleri ya kullanmaz ya da yanlış yerlerde kullanırlar.

5. Soyut Kavramları Anlamada Güçlük

Normal çocuklar, 4-6 yaşından önce genellikle her şeyi somut olarak görürler. Soyut düşünceleri algılama, yavaş yavaş gelişerek 6-8 yaşa doğru tamamlanır. Birçok çocuk, bu döneme kadar soyut ve somut olay ve kavramları karıştırır. İlk önce soğuk-sıcak gibi hissedilebilen kavramları öğrenirler, daha sonra diğer soyut kavramları anlama gelişir. Çocuğun okula başlamasıyla başlayan matematiksel işlemler, önce parmakla sayma gibi somutlaştırma teknikleri kullanılarak yaptırılır; çocuğun soyutlama becerisindeki gelişmesine paralel olarak işlemler zihinde yaptırılır.

Otistik çocuklarda soyut kavramları anlama ya hiç gelişmez ya da çok az gelişir. Onlar, her şeyi somut olarak algılar. Her kelimenin, her olayın sadece somut olan kısmını anlarlar. Kelimelerin mecaz anlamlarını ve deyimleri anlamada ciddi zorluklar yaşarlar. Sadece hissedebildikleri soyut kavramları anlarlar ve yaşanan somut olay ve olguları algılarlar; bu da yalnızca zihinsel kapasitesi yüksek olanlar için geçerlidir. Ayrıca zamanı kavrayamamakta, şaka ve esprileri anlamamaktadırlar. Bu nedenle şaka yapmazlar ve başkalarını güldürmek amacıyla komik davranışlar sergilemezler.

Çok iyi durumda olan otistik çocuklar bile soyut anlam içerikli ifadeleri anlamazlar. Örneğin, elinde kitap olan çocuğa, “Elindeki kitabı bırak,” denildiğinde çocuk, kitabı bırakabilir. Oysa “Kitabı bırak” ifadesinde anlatılmak istenen şey, kitabı uygun bir yere koymasıdır.

Zihinsel kapasitesi oldukça yüksek olan otizmli Gunilla Gerland’in kız kardeşi Kerstin ve arkadaşı kendisine bir oyun oynarlar. Kardeşi ve arkadaşı bodrum katına inip üstlerini değiştirerek Gunilla’nın yanına gelirler ve kendisinin koruyucu melekleri olduklarını söylerler. Gunilla, onlara inandığını ve olayı bir oyun olarak anlamadığını, meleklerden birinin kardeşine benzediğini, ama kardeşi olamayacağını düşündüğünü söyler.

 

Konuşma Bozuklukları

Konuşma seslerinin söyleyişinde, akıcılığında ve tonunda oluşan bozukluklar konuşma bozuklukları olarak ifade edilir.

1. Sesletim/Söyleyiş (Artikülasyon) Bozukluğu: Konuşma seslerinin beklenenden farklı olarak söylenmesidir. Seslerin gereği gibi ve anlaşılır bir biçimde çıkarılamaması veya seslerin çıkarılmasında ve birleştirilmesinde beklenenin üzerinde farklılık göstermesi durumu söyleyiş veya sesletim bozuklukları olarak ifade edilir. Sözcükteki sesin yerine başka bir sesi kullanma; ses düşürme ve eklemeler sıkça görülen söyleyiş bozukluklarıdır.

Söyleyiş bozuklukları aşağıdaki gibi dört grup olarak açıklanır.

a) Atlamalar: Konuşma sırasında kelimeyi oluşturan seslerden bir veya daha fazlasının söylenmeden atlaması durumuna denir. Bu durum ses düşürülmesi olarak da ifade edilir.

b) Yerine koyma: Konuşma sırasında kelimeyi oluşturan seslerden birinin yerine başka bir sesin konulması durumudur.

c) Eklemeler: Konuşma sırasında sözcüğe herhangi bir sesin eklenmesi durumudur.

d) Bozma: Kelimelerin çarpıtılarak çıkarılması durumudur. Böylece konuşmanın anlaşılırlılık düzeyi azalır.

2. Akıcılık Bozukluğu: Beklenenden farklı hız, ritim gözlenmesi ve ses, hece, sözcük ya da sözcük öbeği tekrarları biçiminde konuşma akışının kesintiye uğramasıdır. Bunlara aşırı gerginlik, çabalama davranışları ve ikincil davranışlar eşlik edebilir.

 

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam31
Toplam Ziyaret641811
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.56506.5913
Euro7.20567.2345
Hava Durumu
Saat