BÜTÜN KONULAR
Üyelik Girişi
Site Haritası
Seminer Takvimi
YALNIZLIK ÜLKESİ

Aile Eğitiminin Önemi ve Amaçları

Önemi: Çocuklarında gelişimsel yetersizlikler olduğunda aileler tüm aile bireylerini günlük yaşama katabilmek için pek çok normal etkinlikte uyarlama yapmak zorunda kalabilmektedirler. Böyle zamanlarda anne-babalar ve kardeşler çocukları için adeta birer öğretmen olmaktadırlar. Onlar, çocukları üzerinde etkili olabilecek durumları kestirebilmeleri nedeniyle, pekiştirme ve ceza tanımlarına uygun olarak, doğal olarak çocuklarını pekiştirebilen kişilerdir.

Öğretmenler, genellikle gelişimsel yetersizlikleri olan çocukların hafta sonu ya da yaz tatillerinde öğretilenleri unuttuklarını ifade ederler. Çocukların öğrendiklerini unutma problemi, ailelerin öğretmenin hangi davranış, kavram ya da beceri üstünde çalıştığının farkında olmadıklarında ve bu nedenle çocuklarından hangi becerileri yapmalarını talep edecekleri ya da hangi davranışı ödüllendireceklerini bilmediklerinde ortaya çıkmaktadır. Eğer aileler çocuklarının eğitimine katılmaya cesaretlendirilirse, pek çok davranışın kalıcılığı daha kolay sağlanabilir.

Aile eğitimi sadece öğrenilenlerin kalıcı olmasına yol açmakla kalmaz. Aynı zamanda, çok fazla sayıda ve birbirinden çok farklı gereksinimleri olan gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklar düşünüldüğünde, ailelere çocuklarıyla sürekli olarak kullanabilecekleri öğretim yöntemleri öğretilirse, büyük olasılıkla çocuklarının yeni problemlerini çözmek için gerekli becerilere sahip olmaları sağlanabilecektir.

Davranışsal aile eğitiminin gerekliliği: Aile eğitiminde davranışsal aile eğitimi yaygın olarak kullanılmaktadır. Davranışsal yaklaşımın aile eğitiminde kullanılmasının nedenleri;

Davranışsal yaklaşımın, çocukların davranışlarını değiştirmede etkili olduğu, pek çok araştırmayla ortaya konulmuştur.

Davranışsal yaklaşım konusunda uzman olmayan kişiler de, bu yaklaşım tekniklerini kolaylıkla öğrenebilmekte ve programları yürütebilmektedirler.

Birçok bireye aynı anda ve kısa sürede öğretebilmektedir.

Doğal çevrede oluşmuş olan sorunlara uygulanabilmektedir.

Davranışsal yaklaşım, aile eğitiminde, davranışların anlaşılması ve kontrolü için ailelere uygulamalı davranış analizinin genel ilkelerini öğretmek ve çocuklarına beceri ve kavramları nasıl öreteceklerini öğretmek amacıyla kullanılabilir. Davranışsal yaklaşıma dayalı aile eğitimi çalışmaları, ailelerin bilişsel, dil, iletişim, sosyal etkileşim, öz bakım ve psikomotor alanlarında davranışsal eğitim programlarını uygulayabileceklerini göstermiştir.

Öğretmenlerin çocuklarda değiştirmeyi planladığı pek çok davranışı değiştirmek çoğu zaman oldukça zordur. Çünkü bu davranışlar farkında olunmadan okul dışında bir şekilde pekiştirilmektedir. Eğer aileler çocuklarının değiştirilmek istenen davranışları ve uygulanan öğretim yöntemleri konusunda bilgilendirilirse, bu davranışlar ailenin de desteğiyle daha kolay değiştirilebilir.

Amaçları: Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip ailelere sağlanacak hizmetler doğrultusunda aile eğitiminin amaçları şu şekilde belirtilmektedir.

1. Ailenin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğu kabulünü sağlamak: Çocuğu gerçekçi olarak değerlendirebilme; potansiyelini ve sınırlılıklarını anlama.

2. Ailenin haklarını ve sorumluluklarını anlamasını sağlamak: Ailenin eğitim programına ne ölçüde katılabileceği ve ailenin yapması gereken sorumluluklar hakkında bilgi verme.

3. Aile ile işbirliği yapmak: Aileye sunulacak hizmetlerin özelliklerini anlatmak ve programın amaçlarını gerçekleştirmede yardımlaşmayı teşvik etmek.

4. Ailenin eğitim programlarını uygulamasını sağlamak: Evi daha verimli bir eğitim ortamı haline getirmek.

5. Aileyi gereksinimi olan kaynaklar hakkında bilgilendirmek.

ÇOCUĞUN AİLE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklar farkına varıldıkları andan itibaren ailede strese yol açmalarının nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Mükemmel çocuğa sahip olma hayalinin yıkılması ve bunun sonucunda ailenin kabulde ve duygusal bunalımı atlatmada çektiği zorluk; normal çocuklara bakıp im ‘Neden benim çocuğum?' sorusunu yanıtlama çabaları.

2. Aile bireylerine, çocuğun kardeşlerine, yakınlarına ve çevreye çocuğun durumunu açıklamada çekilen zorluklar.

3. Çocuğun durumuna ve özelliklerine ilişkin elde edilen bilginin yetersizliği ve/veya tutarsızlığı.

4. Çocuğun özrünün yol açtığı davranış ve sağlık sorunları ve bu sorunlarla başa çıkma çabaları; çocuğun bakımının zaman, emek ve para gerektirmesi. Anne babanın kendilerine ve diğer çocuklara kaynak ayıramaması.

5. Çocuğun gelişiminde önemli aşamaları yaşayamama ya da çok geç yaşama; gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğun küçük kardeşlerinin gelişiminin daha ileride olması.

6. Çocuğa karşı çevrenin gösterdiği olumsuz tutumlar; yakın çevrenin aileden uzaklaşması.

7. Pek çok uzmanla görüşme isteği.

8. En uygun eğitim ortamını bulma çabaları.

9. Çocuğun geleceğine ilişkin duyulan kaygılar.

 

AİLE TEPKİLERİNİN EVRELERİ

Ailelerin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarını kabullerinde geçirdikleri süreçte verdikleri tepkiler üç evreden oluşmaktadır. Birinci evre şok, reddetme ve depresyon; ikinci evre ise karmaşa suçluluk, kızgınlık; üçüncü evre pazarlık etme, kabul ve uyumu içermektedir.

EVRE I

1. Şok: Çocuklarında gelişimsel yetersizlikler olduğunu öğrenen ailenin ilk tepkisi şok olmaktadır. Aileler, gelişimsel yetersizlikleri olan bir çocuğa sahip olmakla beklemedikleri ve hazır olmadıkları bir durumla karşı karşıya kalmaktadırlar ve yoğun bir biçimde ağlama, duygusuzluk, çaresizlik tepkileri göstermektedirler.

2. Reddetme: Ailenin, çocuğunun gelişimsel yetersizlikleri olduğu gerçeğinden kaçması ve bu durumun olumsuz etkilerinden kendilerini koruma girişiminde bulunmasıdır. Reddetme, olayların farkında olmamaya çalışma olarak da tanımlanabilir. Bu durum, ailenin başka şeylerle çok fazla meşgul olup, çocuğunun sorunlarıyla ilgilenmeye zaman bulamaması şeklinde kendini gösterebilir. Bu dönemde aile böyle bir çocuğu olduğunu kabul etmemekte ve çocuğunun normal olduğuna ilişkin kanıtlar aramaktadır. Bütün uzmanları dolaşarak çareler arar.

3. Depresyon: Aile mükemmel çocuk hayallerinin yıkıldığını düşünerek bir yas duygusu yaşarlar. Aile ‘Artık iş işten geçti, bundan sonra hiçbir şeyin anlamı yok' şeklinde düşünmeye başlar ve çevre ile ilişkilerini en aza indirir. Aileler bu dönemde normal çocuk özlemi de duyarlar.

EVRE II

4. Karmaşa: Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip olmak ailenin yükünü önemli derecede arttırmaktadır. Çocuklarının neredeyse günün yirmi dört saati bakıma gereksinim göstermeleri, eğitim ve sağlık sıklıkla yapılan ziyaretler vb aileyi maddi ve manevi yönden yıpratmaktadır. Dolayısıyla anne-babalar, ‘Böyle bir çocuğum olacağına hiç olmasaydı' şeklinde tepki gösterebilmektedir. Bu durum pek çok ailede engellenme duygularına; dolayısıyla çocuklarına yönelik kızgınlık tepkilerine neden olmaktadır. Bir yandan bu olumsuz duyguları yaşarken, diğer yandan çocuklarını sevmekte ve onun için en iyisini yapmak istemektedirler. Bu durum ailede karışıklıklara neden olmaktadır.

5. Suçluluk: Aile çocuğun durumundan kendini sorumlu tutmaktadır. Ailelerin belki de en çok zorlandıkları duygu suçluluktur. Aile sürekli olarak ‘Niçin bu başımıza geldi' sorusunu yanıtlamaya çalışır. Ailenin bulduğu nedenler ise gerçekten çocuğun özür durumuyla ilişkili olmayabilir. Bu nedenle bazen aile çocuklarının durumunu geçmişte bulundukları bir davranışın Allah tarafından cezalandırılması olarak görebilir ve bu nedenle kendisini suçlayabilir. Diğer bir olasılık, ailenin yaşamlarını alt üst eden gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklarına duydukları kızgınlıktan dolayı kendilerini suçlu hissetmeleridir.

6. Kızgınlık: Kızgınlık genellikle iki biçimde görülmektedir. İlkinde eşler ‘Neden bana?' sorularını tekrarlar. Bu tür kızgınlıklar genellikle normal olarak değerlendirilmektedir. İkinci tür kızgınlıkta, kızgınlık ya da öfke, problemin kaynağıyla ilişkili olmayan bir başkasına yönelmektir. Kızgınlığın ya da öfkenin yöneltildiği bu kişiler genellikle doktorlar ve eğitimcilerdir.

EVRE III

7. Pazarlık: Pazarlık uyum sürecinin en son evrelerinden birisidir. Aile içi önemli olan çocuğunun normal hale gelmesidir. Aile çocuğunun özrünü ortadan kaldırmanın yollarını arar. Aile bunu gerçekleştirebileceğini umduğu herkesle pazarlığa girebilir. Bu kişi bir doktor, bir uzman, hoca ya da Allah olabilir. Pazarlık çoğu kez ‘Eğer çocuğumu iyi yaparsan, bende ……..ım' şeklinde olmaktadır. Pazarlık genellikle çocuğun iyileşmezse yönünde yapılan en son girişim olarak değerlendirilmektedir. Pazarlık, suçluluk ve çaresizlik duygularının bir yansıması olmaktadır.

8. Kabul ve Uyum: Ulaşılması güç olan fakat engelli çocuk üzerinde en olumlu etkiyi bırakan son aşama kabul aşamasıdır. Bu aşamada aile gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğunu tanıma, anlama ve problemlere çözüm bulma yönünde bilinçli çabalarda bulunur. Ancak öteki aşama ya da evrelerdeki olumsuz duygular hiçbir zaman tamamıyla ortadan kalkmaz. Bu aşamada aileler ocuklarını oldukları gibi kabul etmeye çocuğu ailenin bir bireyi olarak görmeye başlarlar. Çocuğun gereksinimleri karşılanmaya çalışılır ve uzmanlarla işbirliği yapılır. Uyum, kabul etme aşamasının eyleme dönüşmüş bir aşamasıdır.

Ailelerin birçoğu aşamaların en sonuncusu olan kabul aşamasına erişememektedirler. Bazı aileler red aşamasında takılmakta ve sürekli olarak çocuklarının normale döneceği beklentisi içinde olmaktadırlar. Ancak bazı ailelerin durumla daha kolay baş edebildikleri, aileye (örn., büyüklük, kültürel yapı, sosyoekonomik düzey vb) ve çocuğa (örn., özrün türü, derecesi vb) ait bazı özelliklerle aile bireylerinin kişilik özelliklerinin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip ailelerde sorunlarla baş etme becerilerini etkileyen etmenler olduğu görüşü de benimsenmektedir. Ailenin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğunu kabul etme süreci ne kadar uzarsa, yetersizliğin aile ve çocuk üzerindeki etkileri de o denli fazla olmaktadır. Ailenin tepkileri yetersizliğin türünden çok yetersizliğin derecesine göre farklılaşmaktadır.

AİLE HİZMETİ İLKELERİ   

Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuklara yönelik aile hizmeti ilkelerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Aileler heterojen bir grup oluştururlar. Dolayısıyla, aile eğitimi hizmetleri, her ailenin gereksinimleri ve tercikleri dikkate alınarak bireyselleştirilmelidir. Farklı aile hizmeti türü ve düzeyi seçenekleri oluşturulmalıdır.

2. Her ailenin ve her çocuğun güçlü yönleri vardır. Bu güçlü yönler ortaya çıkarılmaya çalışılmalıdır.

3. Ailelerin çoğu çocukları için en iyiyi yapmayı isterler ama bunu nasıl yapacakları konusunda bilgi ve beceri eksiklikleri vardır. Bu eksiklikler aile hizmetleriyle giderilebilir.

4. Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa yönelik sağlanan eğitim hizmetlerinde, aile uzman, uzman ise danışman olarak kabul edildiğinde, hizmetler daha verimli olur.

5. Gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğa sahip aileler, çocukları hangi gelişim döneminde olursa olsun hizmete gereksinim duyabilirler.

6. Aile hizmetleri, özel eğitim sisteminin bir parçası olarak, uzun süreli ve sistematik biçimde düzenlenmelidir.

AİLE REHBERLİĞİ 

Aile rehberliğinin amaçları: 

1. Ailenin gelişimsel yetersizlikleri olan çocuğu kabulünü sağlamak: Çocuğu objektif olarak değerlendirmek, potansiyelini ve sınırlılıklarını anlamak. 

2. Ailenin haklarını ve sorumluluklarını anlamasını sağlamak: Aile eğitim programına karışabilir mi? Nasıl ve ne ölçüde? Ailenin yapması gerekenler nelerdir?

3. Aile ile işbirliği yapmak: Eğitim programının özelliklerini anlatmak ve eğitim programın amaçlarını gerçekleştirmede yardımlaşmak.

4. Ailenin belirli programları uygulamasını sağlamak: Evi daha verimli bir eğitim ortamı haline getirmek.

5. Aileyi diğer kaynaklar hakkında bilgilendirmek: Aile grupları vb.

Aile rehberinin sahip olması gereken özellikleri: 

1. İnsan sevgisi: İnsanlara karşı ilgi, sevecenlik, yardım etme isteği olmalı.

2. Saygı: Aileye, tüm olumsuz özelliklerine karşın, insan olarak kabul etmek ve aileye saygı duymak. Ailenin kendisini olduğu gibi göstermesine, bundan çekinmesinin gereksiz olduğu gerçeğini anlamasına yardımcı olmak.

3. Anlama ve empati: Aile rehberi ailenin neler hissettiği ve neler düşündüğünü kendisini onların yerine koyarak anlamaya çalışmalı.

4. İçtenlik: Açıksözlü, gerçekçi ve doğal olmak. Davranışlar ile sözler birbiriyle tutarlı olmalıdır.

5. Karşılıksız ilişki: Rahat ve koşulsuz bir karşılıklı ilişki kurmak. Aile rehberle çalışırken kendisini rahat, huzurlu ve güvenli hissetmeli.

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret641412
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.43016.4559
Euro7.08467.1130
Hava Durumu
Saat