BÜTÜN KONULAR
Üyelik Girişi
Site Haritası
Seminer Takvimi
YALNIZLIK ÜLKESİ

Beden Merkezli Gestalt Terapisi

TAŞIYAN MI ? TAŞINAN MI? BEDEN MERKEZLİ GESTALT TERAPİSİ

Analistler için bir tabu olan hastaya dokunma konusu ve birtakım somatik egzersizlerin W. Reich ile analize girmesinden bu yana, psikoterapide beden ile ilgili çok yol katedildi. Geleneksel psikoterapilerin yanı sıra çeşitli beden terapileri geliştirildi.

Bu yaklaşımların ortak özelliği ve geleneksel terapilerden ayrılan en önemli yanı, kişiyi zihinsel, duygusal ve bedensel bir bütün olarak ele alması. Ayrıca “üzerine konuşmak” yerine, doğrudan keşfetmeye, deneyime dayalı olması.

Örneğin; kişi, duygusal bir sorunu nedeni ile başvurduğu Gestalt terapisinde, terapist, bu sorunu sadece duygusal olarak değil, zihinsel, duygusal ve bedensel olarak nasıl yaşandığına odaklanarak anlamaya ve kişiye yardım etmeye çalışır Çeşitli deneyimsel teknikler vasıtasıyla bu sorunun o kişinin geçmişinde ve halihazırdaki ilişkilerinde nasıl bir duygu, düşünce ve bedensel duruş yarattığına dair farkındalığını yükselterek, yeni algılar ve yeni seçenekler oluşturmasına yardımcı olur.

Gestalt terapisti Kepner’a göre, kişinin yürüyüşüne ve bedeninin duruşuna bakarak duygusal ve düşünsel tarihini ve bugününü anlamak mümkün. Kişinin diğer insanlar ve dünya ile - başka bir deyişle “öteki” ile- nasıl bir ilişki kurduğu, dünyayı dost ya da düşman bir yer olarak algıladığı ve bu algı üzerinden nasıl bir savunma geliştirdiği bedeninde yazılı.

Hemen hepimiz havuzda ya da plajda tuhaf bir şekilde dolaşan insanlar görmüşüzdür. Göğüs kafesi abartılı şekilde dışarıda, karnı içeri çekik, omuzlar kalkık, baş yukarı yönelmiş bir erkek düşünün. Bu saldırgan görünüşlü “şişik horoz” erkeğin hikayesini dinlediğimizde büyük olasılıkla, dünyayı tehdit edici/saldırgan bir yer olarak gördüğünü, insanlara güvenmediğini, dolayısıyla gelecek saldırılara karşı hazırlıklı olmak için bedenini “kabartarak” dolaştığını anlarız.

Ancak bu insan yürüyüşünü dünyanın en doğal yürüyüşü kabul eder ve böyle yürüdüğü için terapiste gitmez. Terapiste gitme nedeni büyük olasılıkla diğer insanlarla olumsuz ilişkileridir. Bu olumsuzluklara sebep olarak da diğer insanların saldırganlığını ve kötülüğünü gösterir ve onlardan şikayet eder.

Beden merkezli çalışan bir Gestalt terapisti, bu kişinin dikkatini, yürüyüşüne ve bedenini taşıma biçimine çeker. Bu tip bir farkındalık, bedenimizi psikolojik yapımız doğrultusunda taşımamız ilk etapta büyük şaşkınlık yaratır. Çünkü genelde beden, sanki bizim sahiplendiğimiz, bütünlüğümüzün bir parçası değil, biraz aşina olduğumuz bir komşu gibidir. Bir şekilde, “taşıyıp” sürüklediğimiz, ya da bizi “taşıyan” cefakar bir dosttur.

Bas bas bağırıp çeşitli ağrılar ya da fiziksel sıkıntılarla zorla dayatana kadar yardıma  başvurmayız. Yardım aşamasında ise, doktordan bedenimizde olup bitenlerin tıbbi bir açıklamasını ister ve ilaç veya ameliyatla düzeltilmesini talep ederiz. Bizden ayrı bir nesneymiş gibi değiştirilmesini buyururuz.

Bu bağlamda Gestalt beden terapisi bizleri bu “parçacı” yaklaşım yerine “bütüncül” bir yaklaşıma davet eder. Bedenimiz, iç dünyamız ve ilişkilerimiz ile ilgili farkındalığımız arttıkça yani bedenimize sahiplendikçe, kendimize ve ilişkilerimize, var oluşumuza dair sorumluluk almaya başlarız. Sorumluluk aldıkça dünya gözümüze başka görünmeye başlar ve bu süreç dünya üzerindeki fiziksel varlığımız devam ettiği sürece zenginleştirici bir biçimde sürer. 

Daha önceki şişik horoz tavrını takınan erkek, terapiste ilk başvurduğunda sorunlarının kaynağı olarak diğer insanların tutumlarını gösterirken, süreç içinde edindiği farkındalıkla, bedenini taşıma biçiminin sonuçlarının sorumluluğunu almaya başlar. Bu duruşun tarihçesi ve oluşumunu anlamak; değişimin en önemli parçasıdır.

Bu kişi büyük bir ihtimalle oldukça negatif tutumlu ebeveynler tarafından büyütülmüş ve savunmasız bir çocuk olarak kendini koruyabilmek için o zamanlar ihtiyacı olan bu duruşu zamanla kemikleştirmiştir. Artık küçük bir çocuk olmadığı, bir yetişkin olarak kendini koruma konusunda bir çok aracı olduğunu keşfettikçe, bu şişirilmiş, hava yastığı haline gelmiş beden “söner”, normal boyutlarına iner. Böylece saldırgan görünümünden kurtulduğu için, ilişkide olduğu insanları tehdit eden havasından kurtulur ve ilişkilerindeki olumsuzluklar hızla düzelir.

Bu örnek problem, elbette geleneksel psikoterapiler aracılığı ile de çalışılabilir. Ancak, haftalar boyu süren seanslarda problem “üzerine konuşmak” ile doğrudan problemle çalışıp, çeşitli bedensel duruş egzersizleri yapmak ve hemen şimdi burada iki duruş arasındaki farkı yaşantılamak, ümit aşılama ve ekonomik olma açısından oldukça farklı iki seçim ve sonuçtur.

Birincisinde haftalar boyu önemli bir farkındalık olmayabileceği, dolayısıyla değişim yaşanmayacağı için umut azalabilir. İkincisinde ise, değişim hakkında konuşulmaz, hemen yaşanır ve ümit aşılanır, küçük de olsa bir değişim olmuştur. O seansa giren kişi ile çıkan kişi aynı insan değildir.

Bırakalım seçimi acılarından kurtulma amacıyla psikoterapiye başvuranlar yapsın!

 

Meltem İdiğ Çamuroğlu, MA

Psikolog

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam121
Toplam Ziyaret65932604
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.52927.5593
Euro8.92328.9590
Hava Durumu
Saat