BÜTÜN KONULAR
Üyelik Girişi
Site Haritası
Seminer Takvimi
YALNIZLIK ÜLKESİ

Analitik kuram

ANALİTİK KURAM (Carl Gustav Jung)

 

  **Bilinçdışının iki kaynağı olduğuna inanır:

1. Kişisel bilinç dışı 2. Kollektif bilinç dışı

  Kişisel bilinç dışı, bireyin kişisel dürtü ve düşüncelerinin birikimiyle oluşur. Kollektif bilinç dışı, içgüdüsel dürtüler, ilkel korkular, ırk yaşantıları ve inançlara dayalı duygu ve düşünce eğilimleridir.

  Jung, görüşüne analitik teori demiştir. Kelime çağrışım testini kişiliğin gizli yönlerini analiz edebilmek için geliştirmiştir. Jung, çocuğun kişiler arası ilişkilerini ilk vurgulayanlar arasındadır. Ana babaların nevrotik tutumlarının çocuklar üzerinde yarattığı etki üzerinde durur. Bleuler, şizofreniyi ilk geliştiren kişidir. Jung, Bleuler ile çalışmıştır. Jung psikanalizi psikotiklerin tedavisinde kullanmıştır. Kişilik tiplerini ayırma girişiminde bulunmuş, içe dışa dönük kavramlarını ileri sürmüştür. Sanat eserleri, mitolojik temalar, dil ve rüyaların ve fantezilerin nevrozlarla ilişkisi üzerinde durmuştur. Dinin ve sembolizmin önemine değinmiştir. Ona yöneltilen eleştiriler, psikolojik, felsefi, mistik ve metafiziksel elementleri karıştırıp bir bileşen yapmaya çalışması üzerinde odaklaşır. Jung ve Freud psikanalistlerin ana kavramlarını ele alarak esaslı bir şekilde değiştirmiştir. Libido cinsel içgüdü değil, daha geniş anlamlı bir yaşam enerjisidir ve yaratıcı bir kuvvettir. Dışa dönük kişilik sosyal, iyimser; içe dönük kişilik ise dış gerçeklikten kaçan, az sosyal ve iç aleme dönük özelliktedir. İçe dönük kişilerin davranışlarını yöneten güç dışta değil içtedir. Onlar, dünya olduğu gibi değil bana görüldüğü gibidir diye düşünürler. Çok zor değişen katı yorum biçimleri ve eğilimlerine sahiptirler. Görünüş itibariyle sakin, sessiz, güç ilişki kurabilen kişilerdir.

  Sıradan, hatta çocuksu bir maskenin altında melankolik bir karakter saklarlar. Dışa dönük, kolay uyum sağlayan, yeni ve bilinmeyene açık, rahatça güvenebilen bir özelliğe sahiptir. Bireyin karar ve davranışlarını öznel değer yargıları değil, dış dünya belirler. Düşünceleri olumlu ve iyimserdir. Dış dünyanın objeleri ile ilgilenir, onları değerlendirir. Amaçlı olarak bir araya getirip sentez yapar. Fakat bir defa sonuca vardı mı, konuyla ilgisi de son bulur ve yeni bilgiler aramaya başlar. Tek düzelik, durağanlık, dışa dönük için boğucudur.

  Jung kişiliğin dört ana işlevini belirlemiştir:

1. Duyumlar 2. Düşünce 3. His 4. Sezgi

  Kişilik tipleri de bu ana fonksiyonlardan hangilerinin hakim olduğunu belirlemekle tarif edilmektedir. Örneğin, dışa dönük tipte asıl düşünce egemenliği dikkati çeker (Duyum da olabilir). İçe dönük düşünme ise düşüncenin akışına, olayların kendi nesnel değerleri değil, içe dönük kişinin onlara yüklediği değerler hakimdir. Saf içe dışa dönük yapısına ender rastlanır. Daha çok bu fonksiyonlardan birinin başat olmasına rağmen diğerine ait izleri bulmak mümkündür. Jung’un bu sınıflandırması, kişinin sadece bilinçli davranışlarını içine almaktadır. Kişilik yapısının, tamamen belirlenebilmesi için bilinçdışının da araştırılması ve karakterlerin gösterilmesi gereklidir. Bireysel bilinçdışı, çocukluk anılarının ve kompleks adı verilen duygusal gerilimi olan fikirleri içerir.

  Personality (Maske-Kişilik)  Persona kişiliğin gerçek egosunun üstüne geçirilmiş olan sosyal bakımından kabul edilebilir maskedir. Uyumu gerçekleştiren bir bölgedir. İnsanlığın büyük kısmını, kendimizi ideal bir hayale uydurmak için feda ederiz. Bu maskenin altında bulunan itilmiş arzuları, coşkuları, bağlantıları, gölgeyi temsil eder (Gölge, bastırdığımız hayvansal iç güdü ve duygularımızdır).

  İç davranış denilen gölge, daima personaya zıt karakter taşır ve zor değiştirir. Gölge kişisel bilinçdışına ait bir süreçtir. Bireysel bilinçdışında bir değer, büyük kuvvettir. Erkekte dişi, kadında erkek karakterli olan anima ve animustur. Bir erkek için anima, kollektif bir kadın imajıdır. Kollektif bilinç dışında en eski hatta tarih öncesi insanı, hayvani iç güdüler bulunmuştur. Kollektif bilinçdışımız bir takım çok eski efsanevi hayallerle süslüdür. Bunlara Jung Arketip adını vermiştir. Arketipler bir taraftan hayal ve rüyalarda kendini gösterdiği gibi diğer taraftan da bilinçli davranışlara yön verir. Jung benlik ve egoyu birbirinden ayırmıştır. Ego bilinçliliğin merkezini oluşturur. Buna karşılık benlik, bilinçdışının merkezidir. Bir kişi benliği ancak, hayatının ikinci yarısında varabilir. Hayatın ilk yarısı öğrenme, çalışma, evlenme, çocuk yapma ve benzeri bir takım faaliyetlerle doludur. Kişi bu işlerini bitirdikten sonra kendine yönelebilirse benliğini kazanmaya çalışır. İşte bu evre 40 yaş civarında kişiliğin kendine döndüğü anda, bir takım psikolojik krizler biçiminde kendini gösterir. Freud 6 yaşı latans olarak göstermektedir. Halbuki Jung gerçek cinsel eğilimleri bu yaşta başlatır. Daha önceki evrede ortaya çıkan belirtiler, otomatik biyolojik gösterilerden ibaret masum çocuksu olaylardır. Ergenlik ve sonrasına önem verir.

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam110
Toplam Ziyaret641991
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.66256.6892
Euro7.27987.3089
Hava Durumu
Saat