BÜTÜN KONULAR
Üyelik Girişi
Site Haritası
Seminer Takvimi
YALNIZLIK ÜLKESİ

Çakma Annenin Gerçek Başarısı

Çocuğun otistik olduğunun anlaşılması önemli bir süreçtir; çünkü erken fark edilmeyle çocuğun, zamanında özel eğitim, tıbbi tedavi ve ilgili hizmetleri alması sağlanır. Yani erken tanı, eğitimin ve tedavinin olumlu ve hızlı sonuç vermesi açısından çok önemlidir. Doğru bir tanıyla tıbbi ve eğitsel çalışmalar başlatılır ve gerekli önlemler erken alınırsa, yetersizliklerin önemli bir kısmı ortadan kaldırılabilir, diğer bir kısmı da hafifletilebilir. Zaten özel eğitimin en önemli işlevi, yetersizlikleri ortadan kaldırmak veya en aza indirmek, yetersizliklerin ilerlemesini ve yeni ek yetersizliklerin oluşmasını engellemek, bazı problemlerin yetersizliğe dönüşmesinin ve bazı yetersizliklerin engele dönüşmesinin önüne geçmektir. 

Çocuklarda zihinsel gelişimin en hızlı olduğu, başka bir söyleyişle beynin en aktif olduğu dönem ilk beş yıldır. İnsan beyni hacim olarak en çok 0–3 yaş arası dönemde büyür ve zekâ oluşumunun yarısı 4 yaşında tamamlanır. Çocuklardaki ilk beş yıllık süreçte kişiliğin ve temel gelişim alanlarının büyük çoğunluğu tamamlanır. Çocuğun bu dönemde edindiği olumlu deneyimler, ileriki yıllarda beyinsel faaliyetlerinde belirleyici rol oynar; çünkü çocukluk döneminde beyin daha aktiftir ve öğrenilen yaşantılar daha kalıcıdır. Ayrıca bu süreçte öğrenme yeteneğinin gelişmesi ciddi anlamda etkilenir.
Bazı becerilerin öğrenilmesi yaşla doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, beş yaşından önce konuşma yetersizliği veya gecikmesi tanısı konmuş çocuklar konuşma eğitimine olumlu tepki verirken, beş yaşından büyük çocuklarda istenilen gelişme pek kaydedilmez. 5 yaşından küçük çocuklar eğitim sonucu daha akıcı ve gramere uygun bir konuşmaya sahip olurken, beş yaşından sonra konuşmaya başlayan çocukların konuşması eğitime rağmen genellikle sınırlı olur. Kas ve harekete dayalı beceriler erken yaşlarda daha çabuk kazanılır. Erken yaşlarda edinilen beceriler daha kalıcı olmaktadır.

Normal çocuklar, ilk beş yıl çevreleriyle sürekli bir etkileşim içerisindedirler ve etrafında gördükleri her şeyi inceler, insanları taklit ederler. Yaşam boyu kullanacakları becerilerin temelini ilk beş yıl içinde atarlar; fakat temel gelişim alanlarında bozukluğu olan çocuklarda öğrenme yeteneği ya yoktur ya da çok az olduğu için, var olan ‘beceri edinme yatkınlığı’nı ve diğer potansiyellerini de yitirirler. Kemikleşen ve sonradan düzeltilmesi zorlaşan saplantılar, takıntılar ve davranış problemleri edinirler, ayrıca sonradan verilen eğitimi almaları da güçleşir. Erken eğitimle özel çocuklara hem kalıcı davranışlar kazandırılır, hem de var olan olumsuz davranışların ortadan kaldırılması kolaylaşır.

Bütün bu açıklamalar, erken farkına varmanın ve erken eğitimin ne kadar önemli olduğunu gösterir. Şimdi vereceğim örnek tüm bildiklerime yeni bir boyut kazandırdı. 13 yaşına kadar aldığı eğitimlere rağmen ciddi bir değişim yaşamayan Ayberk Aksu’nun öyküsüdür. 

İnternet üzerinden çok sayıda mail alırım, ödev talepleri dışında tümünü geç de olsa yanıtlarım. Bir anne otistik çocuğuna arkadaşlık edecek bir abla önermemi istiyordu. Yazışmamız ilerledikçe çocuğun otistik olduğunu 4 ay önce öğrendiğini ifade etti. Çocuğun yaşını sorduğumda 13 dediğinde bir hayli şaşırdım ve şimdiye kadar neredeydiniz, gibi bir ifade kullandım. Ardından şu karşılığı aldım: Ben gerçek annesi değilim, çakma anneyim. Yani üvey anne olduğunu ifade etmeye çalışıyordu. Çocuk için neler yaptıklarını anlattı. Benim kitaplarımı ve otizmle ilgili diğer kitapları alıp okuduğunu belirterek şöyle devam ediyordu: Ben Ayberk’e benim 19 yasındaki oğluma nasıl davrandıysam öyle davrandım. Ayberk 4 ayda %98 otizmden %20’lere geldi. Önceden bağırma, elini ısırma, toplarla oynayıp ses çıkarma, el çırpma vb. davranışların hepsi yoğun bir şekilde görülüyordu; ama şimdi hiç biri yok. Dışarı çıktığımızda hiç kimse otistik olduğunu anlamıyor. Tezgâhtarlar çok yakışıklısın adın ne, diye sorduklarında, Ayberk (şu an) cevap veremediği için cevap vermiyor. Bana dönüp Türkçe bilmiyor mu, diye soruyorlar. Ben de hayır İtalya’dan geldik İtalyanca biliyor diyorum. Şuan her şeyi anlıyor. Artık konuşma gayreti de var. İnanılmaz düzeyde bowling oynama becerisi gelişti; 2. defa oynamasında 110 yaptı ve profesyonel anlamda yüzüyor. Şimdi artık evde çay demliyor, sofrayı hazırlıyor. Ayrıca 4-5 ayda 20 kilo verdi. Son hastane raporunda otizmden söz edilmemiş, sadece zihinsel engelli olduğu belirtilmiş.

Bu yazışmadan sonra bizi ailece evlerine davet ediyorlar. Naciye hanımın davetini kabul edip evlerine gidiyor ve bir gece orada kalıyoruz. Ayberk’in otistik olduğunu anlamak mümkün değil, sadece konuşma yok. Söylenen her şeyi yapıyor, hatta kahvaltımızı Ayberk hazırladı; yumurtaları tek tek soydu, çayı demledi ve kahvaltı masasını hazırladı. 

Kısa bir süre içinde inanılmaz bir gelişme göstermişti. Hem de üvey bir annenin, diğer bir değişle çakma bir annenin çabasıyla bu duruma gelmişti. Üstelik 13 yaşında. Bu kısa sürede Ayberk yalnız bırakılmamış ve kendi içine kapanmasına izin verilmemiş; spor temelli etkinlikler yaptırılmış, sosyal yaşantısı zenginleştirilmiş, bütün enerjisini yapabileceği işlere yoğunlaştırması sağlanmış. 

Çakma anneden aldığım son haberlerde, Ayberk’in artık sözcükleri de çıkarttığı, fotomodellik ve hatta mankenlik yaptığını öğrendim. Bu gidişle Ayberk’in çok sayıda başarısından söz edeceğiz. Sayfadaki resimler Ayberk’in son halini göstermektedir.


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam109
Toplam Ziyaret642106
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.68576.7124
Euro7.22287.2518
Hava Durumu
Saat