BÜTÜN KONULAR
Üyelik Girişi
Site Haritası
Seminer Takvimi
YALNIZLIK ÜLKESİ

PSİKOANALİZ VE PSİKOANALİTİK PSİKOTERAPİ

Hastanın sorunu, bugünün daha az katılımıyla ana olarak geçmişten kaynaklanıyorsa, psikanaliz iyi bir tedavi seçeneği olabilir.

Psikoanalitik terapi, psikanalizin sağladığı kuramsal çatıyı kullanır, ancak tedavi hedefleri, psikanaliz hedeflerine göre daha dar kapsamlıdır ve bazı analitik model dışındaki teknikleri de kullanır. Var olan terapiler arasında sadece psikanaliz ve analitik psikoterapiler, güdü, dürtü ve çatışmadan sevgi, dostluk ve özsaygının doğasına kadar insan gelişmesini biçimlendiren oldukça karmaşık ve kararlı ruhsal güçlerin araştırılmasında kuramsal ve klinik yapıyı sağlar.

  •  Psikanaliz

  •  Psikoanalitik Psikoterapi

  •  İçgörü- yönelimli Psikoterapi

  •  Destekleyici Psikoterapi


Psikanaliz

Freud hastalarından düşüncelerini baskılamadan akıllarına ne gelirse söylemelerini istedi. Bu yöntem bugünde kullanılır ve bilinçdışında tutulan düşünce ve duyguların bilinç alanına getirilmesi psikanalizin belirleyici özelliklerinden biridir.

Bilinç uyanıklık, bilinç öncesi kolayca bilinç alanına getirilen düşünce ve duygular ve bilinç dışı kuvvetli dirençlerin üstesinden gelinmeden bilince çıkarılamayan düşünce ve duygular olarak açıklandı. Bilinç dışı, düşünce işlevinin nonverbal şekillerini içerir ve rüyalara, parapraksilere (dil sürçmeleri) ve psikolojik semptomlara neden olur.

Psikanaliz hastalarda dürtülere yol açan bilinçdışı güdüler ile moral değerler arasındaki çatışmalar üzerinde durur.

Psikanalizin ana koşulu, önceden bastırılmış malzemeyi kişiliğin, tüm yapısına derece derece bütünleştirmektir. Analistin, bilinç dışı malzemenin yorumu ile hastanın artan farkındalığı ile uğraşabilmesi arasındaki dengeyi sürdürmeyi gerektiren yavaş bir süreçtir. Hasta en içteki düşünce ve duygulardan haberdar olmayı, zihnin isteğine olan doğal dirençleri tanımayı veya doğruca zararlı fizik malzemeye karşı koymayı öğrenir. Olağan analitik ortamda hasta divana ya da kanepeye uzanır ve analist hastanın arkasında kısmen veya tamamen görüş alanının arkasında oturur. Divan analistin bastırılmış malzemenin ortaya çıkışını sağlayan denetimli regresyonu oluşturmasına yardımcıdır. Ayrıca, divan kullanımı, hastanın görsel uyaranlarını sınırlamasında ve analistin konuşmasını nispeten azaltmasından dolayı duygusal yoksunluğu sağlar. Bu durum regresyonu geliştirir.

Eğitimlerinin bir bölümünde kişisel psikanalizden geçen analistler, kişiliklerini veya değer sistemlerini kabul ettirmeye zorlamayarak hastaya nesnel veya yansız iyiliksever tutumlarını sürdürebilirler.

Psikanaliz 3–6 yıl, bazen daha uzun sürebilir. Genellikle seanslar, her biri 45–50 dakika sürer ve haftada 4 veya daha fazla uygulanır.

Temel ya da önemli kural hastanın ayrım yapmaksızın her şey, söylemesi ve analiste tamamiyle doğruları vermesidir. Freud, böyle bir doğruluğu sağlayan serbest çağrışım tekniğine başvurur. Serbest çağrışımda, hastalar inanıp inanmadıklarına bakmaksızın kabul edilemez, önemsiz ya da utanç veren düşüncelerini hiçbir baskıya uğramdan akıllarına gelen her şeyi söylerler.

“Aktarım” sözcüğü, hastanın analist lehinde ve aleyhinde ki tüm duyguları kapsarken, “karşı aktarım” analistin, hastaya karşı geniş yelpazedeki tepkilerini kapsar. Karşı aktarım, analistin farkında olmadığı çatışmalarla ilgili bilinç dışı elemanlarıdır.

Psikanalizin birincil endikasyonları semptom ya da hastalık oluşturan uzun süreli ruhsal çatışmalardır. Fobiler ve obsesif-kompulsif bozukluk gibi bazı anksiyete bozuklukları, hafif depresif bozukluklar (distimik bozukluk), bazı kişilik bozuklukları ve bazı dürtü kontrol ve cinsel bozukluklarda psikanalizin etkili olduğu bilinir. Aktarım nervozunun gelişmesinde ve çözülmesinde gerekli olan duygusal ve gerçekçi bağları oluşturmadaki güçlüklerinden dolayı çoğu psikotik hastada uygulanamaz. Çoğu madde bağımlısı hastaların benlikleri psikanalizdeki engellenmeleri ve emosyonel talepleri karşılayamadıklarından psikanalize uygun olmadıkları görülür.

Genellikle mükemmel üyeler genç erişkinlerdir. Hastalar yöntemi anlayabilecek ve süreçte iş birliği yapabilecek kadar zeki olmalıdırlar. Gerçek antisosyal kişilik, diğer antisosyal kişiliklerle beraber grup terapisi gibi bazı terapi tiplerinden yaralanabilen, fakat analitik yönelimli psikoterapiye uygun olmayan bir kişidir. Arkadaş, akraba ve tanıdıkların analizi, aktarımı ve analistin nesnelliğini bozduğu için kontrendikedir.

Tedavi süreci, güvenilir ve etkin şekilde bastırmanın serbestleşmesini gerektirir. Zihnin yapısal aygıtı-alt benlik, benlik ve üst benlik-değiştirilir. Analiz çatışmalarının şiddetini azaltır ve şiddeti azaltılamayan dürtüleri uygun bir şekilde ele alma yollarını gösterir. En son hedef hastanın iş, eğlence ve kendini anlama yeteneğini arttırarak, semptomların giderilmesidir.


Psikoanalitik Psikoterapi

Psikoanalitik psikoterapi kavramsal ve teknik olarak değişmiş olan psikoanalitik formülasyonlara dayanan terapidir. Aktarım nevrozunda görüldüğü gibi, esas ilgisi infantil çatışmaların ortaya çıkarılması ve ardından işleyişi olan psikanalizin aksine, psikoanalitik psikoterapi hastanın son çatışmalarına ve son dinamik örüntülerine-yani hastanın diğer kişiler ve kendileriyle sorunlarının analizine odaklanır. Psikiyatristte tepkiyi psikanalizdeki kadar çok yorumlamaz. Buna karşın, terapiste aktarım tutumları ve tepkileri zaman zaman ortaya çıkabilir ve yaratıcı olarak kullanabilir.

Psikoanalitik psikoterapiyi klasik psikanalizden ayıran bir durumda, genellikle yatağın kullanılmamasıdır. Psikoanalitik psikoterapide hasta ve terapist genellikle birbirinin tam gözü önündedir ve hasta terapisti yansıtılan fantezilerinin bir bileşimi değil, gerçek olarak görebilir. Terapi tipi psikanalize göre daha çok esnektir ve psikanalize göre daha sıklıkla birlikte psikotrop ilaçlar kullanılabilir. Psikoanalitik psikoterapi, yeni fakat baskılanan bir soruna odaklanan tek destekleyici görüşmeden, değişen uzunlukta haftada 1-3 görüşme ile yıllarca süren tedaviye kadar değişebilir. Psikanalizin aksine, psikoanalitik psikoterapi psikopatoloji alanındaki çoğu bozuklukları tedavi eder.


İçgörü- yönelimli Psikoterapi

İçgörü, hastanın psikolojik işlevini ve kişiliğini anlamasıdır. İçgörü yönelimli terapide (ayrıca açıklayıcı terapi ve yoğun psikoanalitik psikoterapi olarak adlandırılır), psikiyatr hastaların hisleri, yanıtları, davranışları ve özellikle diğer kişilerle son ilişkilerinin son dinamiklerinde yeni içgörülerin değerini vurgular. İçgörü yönelimli terapi, bir ya da diğer bir nedenle psikanalize giremeyen, yeterli benlik gücü olan hasta için seçilecek tedavidir. Zaman zaman hastanın daha iyi bir uyumu elde etmeye çalışmasında doğru özellikler kazandırarak veya hastaların uyumsuz davranışlarına gerçekçi sınırlar koyarak terapist nispeten zayıf benlik yönüne müdahale etmelidir.


Destekleyici Psikoterapi

Destekleyici psikoterapi (ilişki-yönelimli psikoterapi adını da alır.), hastalık, endişe veya geçici dengesizlik dönemlerinde hastanın otorite figürünce desteklenmesini önerir. Aynı zamanda hastanın bozulan savunmalarını ve bütünleyici yetilerini onarmak ve kuvvetlendirmek amaçtır. Emosyonun dışa vurumu destekleyici psikoterapinin önemli bir bölümüdür.


www.dpsikiyatri.com

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam110
Toplam Ziyaret641991
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.66256.6892
Euro7.27987.3089
Hava Durumu
Saat