BÜTÜN KONULAR
Üyelik Girişi
Site Haritası
Seminer Takvimi
YALNIZLIK ÜLKESİ

Aşk Acısından Kurtulmanın Yöntemi

VE BİR AŞK TUTULMASI
VE BİR AŞK SÜRGÜNÜ
VE AŞK SÜRGÜNÜNDEN KURTULMA PLANI
VE AŞKIN KİMYASI…
Gezi yazılarından dolayı birçoğunuzun tanıdığı bir arkadaşım, eşi ile 10 yıllık birlikteliğini sonlandırdıktan sonra hiç beklenmedik bir anda birine aşkla tutulur. Ama bu aşkı tek taraflı yaşar ve içinde sönük bir umut taşır. Öyle bir bağlılık geliştirir ki, mesleki kariyeri için önüne çıkan fırsatı bile elinin tersiyle iter; üstelik hatırı sayılır bir meblağdaki tazminatı ödemeyi göze alarak. Tek amacı sevdiğinden uzaklaşmamak.
Günün birinde aşkını itiraf etmeye karar verir ve aptalca bir yol seçer. Cevap gecikmeden gelir: Kocaman bir RET. Gerçi normal koşullarda da itiraf veya teklifte bulunsa yine de ret cevabı alacağı kesindir; çünkü sevdiği kişinin kendisine karşı hiçbir ilgisi yok. Anlayacağınız zavallı arkadaşım kendi kendine gelin güvey olmuş. Aslında sevdiğinden hiç cevap almazsa, zayıf bir umutla aşkını içinde sürdürecek ve yaşama daha bir heyecanla sarılacak. Ama hiç beklemediği cevap keskin bir bumerang gibi geri döner ve yüreğine saplanır.
O güne dek umutla beslediği aşkı bir zehir gibi bedenine, ruhuna ve zihnine yayılır. Aşk acısını en derin haliyle hisseder ve artık Ferhat, Mecnun, Kerem ve Romeo ile gerçekçi bir empati kurar hale gelir. Yaşama daha güçlü bağlanmasını sağlayan o duygu, ret cevabından sonra yaşamını kâbus yerine çevirir. Çaresizlikler içindeyken benden yardım istedi: “Beni öldüren bu açıları bertaraf et, beni bana geri getir,” diye yalvarmaya başladı.
Hem kişisel deneyimlerim hem de mesleki bilgilerim doğrultusunda yıllar önce “Aşkın psikolojisi” adlı bir kitap yazmıştım. O kitaptaki bir yazının ona gerekli desteği sağlayacağına inandım ve kendisiyle paylaştım. Aynı yazıyı sizlerle de paylaşıyorum ki, aşk acısı çekenlere bir derman olsun. Çünkü yıllar önce sitemdeki en çok okunan ve aranan yazım olmuştu, ayrıca bir çok kişiye de yol göstermişti.
 
TERK EDİLME / REDDEDİLME VEYA SÜRGÜNE GÖNDERİLME
Her ayrılığın ardından hüzün yelleri eser. Kişi, kâbus dolu günler geçirir, yaşamın sona erdiğine ve kendisini mutlu kılacak hiçbir şeyin olmayacağına inanır. Bugüne ve yarına karamsar gözlerle bakar, umutsuzca yaşamaya çalışır. Hayatın anlamı bitmiştir onun için; her şey bomboş, yaşamsa kocaman bir yalandır. Durum tam anlamıyla bir felakettir ve adeta sonsuz bir yıkımdır. Kişi yaşamdan kopar, yalnızlığa gömülür, kimselerle görüşmez, yemez, içmez, hiçbir şeyden zevk almaz. Ağır bir depresyona girmiş gibi yaşamdan kopar. Uykuları kâbuslarla bölünür veya hiç uyanmak istemez. Sevgilisinden kalan her hatıra ona acı verir. Sevgilisini aklından, kalbinden söküp atmak ve çektiği dayanılmaz ıstıraptan kurtulmak ister; ama başaramaz. Bütün duyguları birbirine karışır.
Onu yaşama bağlayacak yegâne şeyin, yitirdiği sevgilisi olduğunu düşünür. Fakat sevgilisinin geri gelmeyeceğini de bilir. Artık sevgilisi gibi birini yaşamı boyunca bulamayacağını düşünür ve düşündükçe kahrolur. İçine girdiği karamsarlık denizinden bir daha çıkamayacağını ve orada boğulup gideceğini sanır. Eski mutlu yaşantısına bir daha geri dönemeyeceğini düşünür.
Her yeni gün, bir önceki günden daha sıkıntılı, daha ıstırap verici geçer. Yaşam katlanılamayacak kadar sıkıcı, gelecek beklenilemeyecek kadar gereksiz görülür. Hatta yaşamak için hiçbir tatmin edici neden bulunamaz.
Kişinin kendi varlığı dayanılmaz bir yük olur sırtında. Yok olmak ve bütün varlığını sarıp sarmalayan acılardan kurtulmak ister. Günlerce, hatta aylarca yaşamak ile yaşamamak arasında gidip gelir. Bütün umutlar eski sevgiliyle beraber geçmişte kalır.
Sonsuz bir yalnızlık başlar. Kaybolmuşluk duygusu bütün dayanılmazlığıyla kendini hissettirir. Dünya kıyısı olmayan bir okyanusa dönüşür ve sığınacak bir liman bulunmaz.
Kişinin ruhu ve yüreği bütün olumsuz duyguların istilasına uğrar. Kin, nefret, kıskançlık,  yalnızlığın en koyusu, ıstırabın bin bir tonu, çeşit çeşit korkular, öfke, umutsuzluk, çaresizlik, benlik algısında azalma... 
Sevgili, bir an bile akıldan çıkmaz, her şey onu anımsatır. Yaşanmış veya yaşanmamış anılar, bütün canlılığıyla yeniden yaşanır; ama acı vererek... Birçok kişi eski sevgili sanılır uzakta, yaklaşılınca o olmadığını anlaşılır. Ayrıca birçok kişide sevgiliye ait izler bulunur. Nerede olunsa ya da nereye gidilse sanki sevgiliyle karşılaşılacakmış gibi korkulu bir heyecan kasırgasına tutulur.
ACI VEREN KİŞİYİ YAŞAMINIZDAN SİLME PROGRAMI
Sahici aşktan sonra yaşanan ayrılık/reddedilme insana öyle bir acı verir ki, insanı yaşama bağlayan duygular iflas noktasına gelir. Ruhun bedenle olan uyum dengesi bozulur. Ayrılıktan veya ret edildikten sonra kişi yaşamının daha sonraki bölümünün de böyle korkunç bir biçimde devam edeceğini düşünerek, yaşamını çekilmez hale getirir. Hayata karşı umutsuz bir bakış açısı geliştirir. Bu beladan kurtulmanın ilk adımı, günün birinde acıların biteceğine ve tekrar eski mutlu yaşama geri döneceğinize inanmaktır.
Sizi terk eden kişiye sakın yalvarıp yakarmayın ama yanlış anlaşılmadan veya sizin bazı hatalarınızdan dolayı terkedilmişseniz peşini bırakmayın, gerekirse yoluna paspas olun, kapısında köpek olun ve kendinizi affettirin. Eğer ilk aşk teklifinizde reddedilmişseniz, kesinlikle tekrarlayıcı tekliflerle kendinizi küçültmeyiniz. “Nazlanıyor” diye anlamsız umutlara tutunmayın. Ve kesinlikle peşine düşmeyin ve onu içinizden silme planını devreye sokun. Sevenler eskiden naz yapardı, artık modernizmin zirvede olduğu milenyum çağında naz diye bir şey kalmadı. Ret edilmişseniz sevilmiyorsunuzdur.
Aşkınızın idam fermanınızı kesin olarak verin, yani hiç düşünmeden kalemi kırın. Dönüşü mümkün olmayan bir yola girdiğinize inanın, daha açık bir ifadeyle gemileri yakın ve dönüp arkanıza bile bakmayın. Eğer bu bağlamda kendinize inanmazsanız bu acıdan kurtuluşunuz uzadıkça uzayacaktır. Bu aşka dair bütün umutları tüketin, yani ayrılığın/reddedilmenin veya terk edilmenin varlığını kabullenin. Önceki aşka dair bütün beklenti ve yeniden bir araya gelme planlarınızı da yok edin. Aşk cehenneminden kurtulmanın ilk adımı, umutların yok edilmesi, yani yaşanılan veya yaşanılması umut edilen aşka ilişkin beklentilerin olmayacağına kesin bir inanış…
Artık sonsuza dek terk edildiğinizi veya reddedildiğinizi kabullenin. Aşkınızın geleceğine ilişkin bütün hayallerinizi birer birer yıkın ve bundan böyle hiçbir hayalinizin içinde ona yer vermeyin. Ona ilişkin hayalleriniz devam ettikçe ondan kurtuluşunuz da uzun yıllar devam edecektir. Artık hiçbir umudunuz kalmasın, ancak ondan geriye kalan acı ve ıstırapların günün birinde biteceğine ilişkin bolca umut toplayın. Kimi “belki bir gün bana döner” diye boş ve alenileşmiş umutların peşinde koşup durur. Siz böyle yapmayın, “gitmiştir, artık geri gelmeyecektir, gelse bile çok geç kalmış olacak” diye düşünün ve son bir kez daha onu aklınızdan uzak tutun. Büyülü ve tutkulu rüyanın bittiğine ve gerçek yaşamla yüzleştiğinize inanın. Onu zihninizden uzaklaştırdıkça her geçen gün kalbinizden de uzaklaştığını hissedeceksiniz.
Onun sizi ret etmeniz, sizin değerinizi belirleyen bir ölçüt değildir. Asla kendinizi değersiz ve bir zavallı gibi görmeyin. O sevmiyorsa sizi seven ve size değer veren çevrenizdeki diğer insanları düşünün. Kendinizi değersizleştirirseniz, yaşadığınız acının etkisi daha yıkıcı olacaktır. Aynalara küsme işini ya sonsuza dek erteleyin veya bir başka zamana bırakın. Her sabah aynı coşkuyla uyanın ve aynaya tebessüm dolu selamınızı vermeyi unutmayın. Güzel veya yakışıklı olmayabilirsiniz ama gözlerinizdeki enerjiyi görmezden gelmeyin. Kuantum ilkelerini hatırlayın ve kendi kendinizi telkinle yönlendirin, “Evet, bu çetin günler bitecek ve çınar gibi dimdik ayakta durmayı başaracağım” diye kalbinize fısıldayın. Bir süre sonra o telkin sürecinin oluşması için, bilinçaltı işlevleri sizi hedefe sürükleyecek ve istediğiniz gerçeğe bürünecektir.
Onu zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak takip etmeyi bırakın, ona ilişkin meraklarınız çiğ gibi birikecek ve içinizi içten içe kemirecektir. Bütün dürtüsel merakınıza rağmen ona ilişkin haberlerin, bilgilerin peşinde koşmayın, size gelen haberleri de mümkünse geri çevirin, dinlemeyin, kabul etmeyin. Ona ulaşmanızı sağlayan ve onun hakkında haberdar olacağınız hiçbir yolu denemeyin.
Onu hatırlamanızı sağlayan her türlü olay ve olguyu yaşamınızın dışına itin. Varsa yaşadığınız anıları tekrar tekrar hayalinizde yaşamayın. Biriktirdiğiniz, duvarınıza astığınız  ve baş ucunuza koyduğunuz fotoğrafları çerçevesiyle ve albümüyle yakın, hatta ressamlara yaptırdığınız veya kendi çizdiğiniz resimlerini de yok edin, eğer onları yok etmeye kıyamıyorsanız bu tutumunuz, kurtulma çabanızın olmadığının bir göstergesidir. Gerçekten özgürlük istiyorsanız yok edin ve size onu hatırlatacak bütün nesne ve etkileri yaşamınızdan sonsuza dek uzaklaştırın. Onun için yazdığınız duygu yüklü yazıları ve şiirleri kesinlikle okumadan şömineye atın ve acımasızca yakın; yanan her bir sayfada, yüreğinize saplanan bir okun yok olduğunu hissedeceksiniz.
İşinize odaklanın ve çalışma kapasitenizi gerekirse en üst düzeye çıkarın; kendinizi işinize verdikçe onunla olan ruhsal bağlanma yollarındaki iletilerin azaldığını hissedeceksiniz.
Birçok kişi, ayrılıktan sonra yalnızlığa çekilerek, ayrılığa dair şarkılar dinler, şiirler okur. Ayrılık şarkıları ve aşk şiirleri, o an yaşadıklarını anlattığı için, kişi rahatladığını sanır; oysa yüreğinde acıların kök salmasına yol açtığının farkında değil. Bu nedenle asla ayrılık şarkıları dinlemeyin, ayrılık şiirleri ve ayrılık öykülerini okumayın. Ayrılık, terk edilme, sevgili, aşk vb. sözlerin söylendiği sohbetlerden, mekanlardan ve filmlerden uzak durun. Bu yöndeki kültürünüzde köklü bir değişim başlatın.
Kendinizi içinize hapsetmeyin ve duyguların esaretini en aza düşürmek için yalnızlıktan kaçının. Eğleneceğiniz ve hoş sohbetler edeceğiniz sosyal ortamlar oluşturun veya var olan ortamlara dahil olun. Spor yapabileceğiniz, golf oynayacağınız, ata bineceğiniz, yüzebileceğiniz yerlere gidin; parti vb davetleri kaçırmayın. Hafta sonları yaşadığınız şehrin dışına çıkın, özlemini çektiğiniz yerlere gidin. Yeni insanlarla tanışıp kuracağınız güçlü ilişkiler ruhunuzdaki ağır sisin çekilmesinde önemli bir etki olacaktır.
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Geçmişin karanlık dehlizlerinden süzülüp günümüze dek ulaşan yüce bilgelerin bu saptaması oldukça yerinde olmuştur. Artık onu görmeyin ve yaşamınızın her alanında yok sayın… Eğer zayıf bir iradeniz varsa ve aynı iş yerinde veya aynı sokakta yaşıyorsanız, iş yerinizi ve yaşam alanınızı ivedilikle değiştirin. Eğer cesur olduğunuza inanıyorsanız, işinizi değiştirmeyin aynı ortamda çalışmayı sürdürün ama onu görmeyin ve görme alanınızın dışına itin. Tedirgin olmayın, oldukça rahat davranın. Sadece onunla göz göze gelmekten kaçının. Düşmanca davranmayın, kin beslemeyin ve asla onu suçlamayın, gerektiğinde selamınızı esirgemeyin. Nefret beslemeyin; ne ona ne de kendinize…
Pişmanlık size zarar vermekten başka işe yaramaz. Olan olmuştur. Zihninizi pişmanlık yüklü düşüncelerle meşgul etmeyin. Keşke görmeseydim, keşke sevmeseydim vb saçma düşüncelere yer vermeyin. Keşkelerle zaman harcamayın. Eğer içinizdeki aşk zehrini beklendik sürede atarsanız ruhsal ve zihinsel bağışıklık sisteminiz daha da güçlenecek ve yaşamsal enerjiniz yükselecektir.
Çivi çiviyi söker… Ne güzel bir söz değil mi? Bu söz size yeni bir aşka yelken açmanızı salık veriyor. Ama acele etmeden zamanlamayı doğru yapmak gerekir. Tutkulu bir aşktan hemen sonra yeni bir aşk ilişkisi eski aşkı yok edemez; çünkü yeni biten bir ilişki tazedir, sıcaktır, vücut kimyanız eskisine endekslidir. Özellikle ayrılığın içinde terk edilme veya reddedilme söz konusu ise, biten aşkın soğuması en az altı ay sürer. Bu sürede aşkın soğuması için yukarıda verilen önkoşulları yerine getirmek gerekir; şayet bu önkoşullar yerine gelmezse, süre daha da uzayabilir ve hiçbir çivi eski çiviyi sökemez. Yukarıdaki prensiplere sıkı sıkıya uyun ve en az altı ay geçmesini bekleyin, sonra yeni bir aşka merhaba deyin. Eğer daha erken bir ilişkiye adım atarsanız yeni ilişkide sürekli eski ilişkinin izlerini ararsınız, yeni sevgiliden eski sevgilinin davranışlarını beklersiniz. Çok geçmeden beklentileriniz boşa çıkar ve yeni aşk başlamadan hayal kırıklığı ile biter. Yeni bir aşk ilişkisinde başarılı olmak için, eski aşkın soğuması, en önemlisi kalpte ve zihinde bitmiş olması gerekir.
Eğer aşk acısından kurtulmayı başaramazsanız ağır bir depresyona girebilirsiniz veya saplantılı bir aşkın pençesine düşebilirsiniz. Bu nedenle ayrılığın üzerinden bir-iki yıl geçtiği halde hala aynı acıları yaşıyorsanız en kısa sürede profesyonel yardım alın. Bu tür ağır durumlarda antideprasanlar işinize yarayacaktır. Ayrıca takıntılı ve bağımlı bir kişiliğe sahipseniz, bu yandığınızın resmidir; çünkü bu acıdan kurtulmanız çok güç olabilir ve zaman bile size çare olmayabilir. Bu sebeple kendinizi iyi tanıyın ve böyle bir yapınızın olduğuna inanıyorsanız uzman yardımı alın.
Yazılanları uyguladığınızda her şeyin normal düzeye çekildiğine tanıklık edeceksiniz. Tanrı veya tanrıca olarak gördüğünüz kişinin sıradan bir insandan farklı olmadığını göreceksiniz. O yere göğe sığdıramadığınız insan sizin için ölmüştür, bitmiştir ve yoktur. Uğruna ölmeyi göze aldığınız kişi için artık küçük bir fedakârlığı bile çok göreceksiniz. Ve rahat bir nefes alacaksınız ve artık kâbus dolu günleri gerilerde bırakacaksınız ve yaşama dört elle sarılacaksınız ve yaşamınızı yeniden şekillendireceksiniz ve, ve, ve.... Yaşadığınız duygular ise farklı bir deneyim olarak anılarınızdaki yerini alacaktır.
İlk yıl dayanılmaz acılarınız, umutsuzluğun ara sıra şiddetle kapınızın çalmasına sebep olabilir. Bu süreçte tek teselliniz: Zaman zaman zaman... Zaten aşkın kimyasına baktığınızda da zaman olgunun düzenleyici ve iyileştirici etkisini görürsünüz. Nasıl mı, diye soracaksınız, öyleyse okumaya devam edin.
Aşk ve cinsellikle ilgili olduğu kabul edilen ‘feromon’ hormonu insanın bağışıklık sisteminde bulunuyor. Feromon hormonunun salgısı, idrar ve koltuk altındaki terle dışarı atılıyor. Uçucu ve algılanamayacak kadar hafif kokusu olan kimyasal bir salgıdır. Feromon ‘aşkın hormonu’ yayılan koku ise, ‘aşkın kokusu’ olarak adlandırılır.
Feromonların yoğunluğu az olduğu için doğrudan algılanmaz ve hissedilemez; fakat bundan etkilenen kişinin davranışları bilinçsizce değişmektedir. Feromonlar, aşkı başlattığı gibi cinsel uyarılmayı da sağlar.
Feromon salgılanımındaki artışla, vücutta bulunan diğer hormonlar da etkilenmektedir. Bundan dolayı aşkın ortaya çıkma sürecinde bireyin yaşamında ciddi anlamda değişimler görülür. Örneğin, kişi sevgilisini görünce heyecanlanır, kan basıncı hızlanır, yüzü kızarır; bu durum adrenalin salgısının artışına bağlanılmaktadır. Ayrı bu süreçte kişide coşku hallerini ortaya çıkaran hormon ise ‘dopamin’dir.
Ayrılıkla veya reddedilmeyle beraber, feromonların salgılanması düzensizleşir ve vücuttaki diğer hormonların işleyişini de olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla kişinin yaşamındaki denge bir anda bozulur. Feromonların önceki değerlerine dönmesi için zamana gereksinim vardır. İhtiyaç duyulan zaman dolduktan sonra vücudun kimyası normale dönecek ve ilah/ilahe olarak gördüğünüz kişiyi artık gerçek formunda görebilirsiniz, yani sokaktaki herhangi bir insan gibi.
Aşktan kurtulma sürecini farklılaştıran birçok etken vardır. Örneğin, cinsiyet… kadınlarda süreç biraz daha uzayabilir; çünkü onların aşkı yorumlayışları, aşka bağlanışları ve bağlılıkları biraz daha yoğun ve daha uzun sürelidir. Yetişme tarzı, kişilik özellikleri de birer etkendir. Eğer her şeye rağmen başarısız olduğunuzu düşünüyorsanız ve aşk sürgününden çıkamıyorsanız kendinize tekrar dönüp bakın ve nerede hata yaptığınızı düşünün. Hatayı bulamıyorsanız son çare olarak hipnozu deneyin ya da bana ulaşın…
Aşkın esaretine düşmemeniz veya karşılık bulacağınız bir aşka düşmeniz dileğiyle…
Çetin Özbey

Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret642386
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.75026.7773
Euro7.29397.3231
Hava Durumu
Saat